BODRUM'DA BAYRAM

24 Ekim 2006
 

Ramazan Bayramı'ndan yaklaşık iki ay önce baba tarafım, bayrama hep beraber girelim istediler. Ailenin yarısı İstanbul'da yarısı Ankara'da olduğundan orta nokta olan Bodrum mekan olarak seçildi :). Ben anneme ve babama iki ay öncesinden uçak biletlerini almıştım. Arife günü onları Bodrum'a yolculadım. İstanbul'dan halam, amcam, kuzenim ve yengem de Bodrum'a geçtiler. Diğer halam ve dedemler ise Ankara'dan Bodrum'a gittiler. Bu arada halamın kızı Dilşad, Ankara'dan İstanbul'a bizi ziyarete  gelmişti.

Bayramın ilk günü sabah erken kalkıp Bayram Namazına gittim. Namazdan sonra Timuçin'e bakınıyordum ki arkadan bir ıslık sesi duydum. O beni önce görmüştü. İlk bayramlaştığım adam her sene olduğu gibi Timuçin oldu . Eve gelip kendime güzel bir kahvaltı hazırladım. Ramazan'dan sonraki ilk kahvaltıyı çok seviyorum. Kahvaltıdan sonra telefonla ailemi ve arkadaşlarımı aradım. İstanbul'da ziyaretine gidebileceğim hiç akrabam kalmamıştı.

Öğleden sonra internete girip Bodrum uçaklarına baktım. Yarın  sabah 08:05 gidiş 16:30 dönüş için ucuz bilet görünüyordu. Zaten diğer günler dönüş için doluydu. Ben de hazır bütün baba tarafım oradayken günü birlik de olsa gidip onları ziyaret edeyim diye düşündüm. Biletleri internetten alıp biniş kartlarımı de yazıcıdan bastırdım.

Bayramın ikinci sabah 06:30'da kalktım. Yediyi biraz geçe evden çıktım. Para çekmek için bankamatiğe uğradım ama para kalmamış. Ben de yolumun üstündeki bir diğerine uğradım şansa bakın ki onda da para kalmamıştı. Mecburen yola devam ettim. Havaalanından çekerim diye düşündüm. Yirmi dakika sonra havaalanındaydım. Erken bile geldim diye düşünürken otoparkın girişinde uzun bir araç kuyruğu gördüm. Kaza falan oldu herhalde diye düşünüp iç hatlar gidiş terminaline doğru devam ettim. Amacım arabayı valeye verip hemen terminale girmekti. Fakat üç vale noktasına uğradım hiç biri aracı kabul etmedi. Meğer otopark tamamen dolmuş. Zaten diğer otopark girişlerini de kapamışlardı. Uçağın kalkmasına 20 dakika vardı ben hala park yeri arıyordum.

Havaalanını terk edip yola çıktım. Sahile doğru yol almaya başladım. Güvenilir bir yer bulamayınca u dönüşü yapıp fuar alanının yanındaki THY bilet satış ofisinin önüne arabayı park ettim. Ofis açık olmadığı halde bahçede sileceği kalkık bir sürü araba vardı. Muhtemelen benim gibi buraya uzun süreli park etmişlerdi. Zaten kapıda da uzun süreli parklarda aracın çekileceği yazıyordu. Fakat başka çarem yoktu. Artık çekilirse çekilecekti. Ben koşa koşa yayan havaalanına döndüm.

Biniş kartımda hangi kapıdan uçağa bineceğim yazmıyordu. Duvardaki bilgilendirme ekranlarından kapıyı öğrendim. Son güvenlik kapısında çantam röntgen cihazı çıkışında yuvarlak silindirlere takıldı. Bütün aksilikler üst üste geliyor diye düşündüm. Biniş kapısına vardığımda uçağın kalkmasın 10 dakika vardı ama kapı kapalıydı. Panikle acaba herkesi aldılar mı diye düşündüm. Meğer daha açılmamış. O kapı civarında tadilat olduğundan yolcular yan tarafta bekliyormuş. Beni kapıyı zorlarken görenler yanıma geldi. Ben de rahatladım. Ama bu rahatlama çok kısa sürdü. Beni kimin alacağını öğrenmek için elimi cebime attım. O da ne telefonum yoktu. Acaba çantaya mı koydum diye çantamın altını üstüne getirdim ama yoktu işte. Biraz düşününce arabadan aceleyle çıkarken yanıma almayı unuttuğumu anladım. Derken kapı açıldı ve bizi uçağa almaya başladılar. Uçak yaklaşık 15 dakika geç kalktı.

Sakin bir uçuştan sonra Bodrum havaalanına indik. Havaalanını terk edip taksilerin orada beklemeye başladım. Acaba beni almaya babamlar mı gelecekti, yoksa araba mı yollayacaklardı? Belki de benim kendim gitmem gerekiyordu ama cebimde sadece 40 YTL param vardı. Torba'ya taksi tarifesi 65 YTL'ymiş. Gidip içerden kartla telefon etsem ve o sırada da araba gelip beni göremese karışıklık olabilirdi. Ben bu düşüncelere dalmışken eniştem Şakir Amca ve babam göründüler. Ben de bir oh çekip arabaya kuruldum.

 
 
 

Ailenin kaldığı Torba'daki Club Milta Tatil Köyü'ne yirmi dakika içinde ulaşmıştık. Hava mükemmeldi. Arabanın termometresi 25 derece gösteriyordu. Ben babamların odasına çıkıp üzerimi değiştirdim. Daha sonra aşağıya inip kahvaltıya katıldım. Bütün aile hep beraber kahvaltı ediyorlardı. Hepsiyle bayramlaştıktan ben de masaya oturdum. Dedemler beni görünce çok sevinmişti.

Kahvaltıdan sonra çevreyi keşfe çıktım. Tatil Köyü çok güzel bir koya kurulmuştu. Çevre Bodrum için oldukça yeşildi. Yakın zamanda iyi bir restorasyon görmüş olmalı. Ana bina ve odalar oldukça güzeldi. Sahil şeridi çok büyük değil. Sahilin, bir kaç koydan oluştuğu için, oldukça şirin bir yapısı var. Bol bol fotoğraf çektim. Daha sonra bizimkilerin yanına döndüm. Veranda da gazete, kahve keyfi yapıyorlardı. Ben de bu keyfe ortak oldum.

 
 
 
 

Öğle yemeğinden sonra biraz daha dolaştım. Keşke mayomu getirseymişim. Hava o kadar güzeldi ki. Su da oldukça durgundu. Bana mayo ayarlamayı teklif ettilerse de ben pek oralı olmadım. Dörde doğru herkesle vedalaşıp havaalanına doğru yola koyuldum. Alan bırakır hesabı yine Şakir Amca ve babam bana eşlik ettiler.

 
 
 
 
 

Uçak beş on dakikalık önemsiz bir gecikmeyle havalandı. Rahat bir uçuştan sonra beş buçukta İstanbul'a indik. Şimdi heyecanlanma zamanıydı. Acaba arabam yerinde duruyor muydu? İnşallah çekilmemiştir diye bilet satış ofisinin yolunu tuttum. Otopark görüş açıma girince kafamı korka korka arabanın yerine doğru çevirdim. Arabamı yerinde görünce çok sevindim. Silecekleri kalkmıştı ama olsun. Tam binerken bir görevli bana seslendi. Başıma gelecekleri anlamıştım. Ne derse haklısın dedim. Bayramını kutlayıp arabaya atladım. O da fazla yüklenmedi bana sağ olsun. Ama eğer 1 saat daha geç gelseymişim çekilme sırası bendeymiş. Benim yanımdaki üç araba çekilmiş.

Sonrası klasik bayram trafiği. Havaalanından eve birinci köprü üzerinden tam iki saatte geldim. Yoldayken de sıkılmamak için arkadaşları arayıp bayramlarını tebrik ettim. Ama sol bacağım pert oldu. Eve geldiğimde hem tabanım hem dizim kötü bir haldeydi. Her zamanki gibi buz tedavisi uyguladım.

Güzel bir bayram gününü geride bırakmıştım. Genelde millet Bodrum'a tatile gider. Bense ailemle bayramlaşmaya gitmiştim. İyi ki de gitmişim.

 

Trafik Çilesi

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 27 Ekim 2006


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.