Büyükada'da Bisiklet Keyfi

15 Nisan 2007

 

10 gün önce Tuğrul, Senem  ve Mehmet yeni bisiklet almışlardı. Ben de gaza gelip kendi boyuma uygun bir bisiklet aldım. Herkeste bu kadar yeni bisiklet olunca adaya gitmek farz olmuştu. Dün sabah Bostancı'da adalar iskelesinin önünde buluştuk. Timur benden önce gelmişti. Timur'un doktor arkadaşı Murat da bize katıldı. Biraz sonra da Mehmet ve Erdem geldiler. Dokuz buçuk vapuru ile diğer adalara uğramadan direk Büyükada'ya gidecektik. Vapura binip bisikletleri yerleştirdik. Bizden başka bir sürü bisikletli vardı adaya giden. Millet içeri giderken ben, Timur ve Dr. Murat bisikletlerin başında sohbet ettik. Ben bir taraftan da fotoğraf çekiyordum. Hava Cumartesi günkü kadar olmasa da güneşliydi.

 

Bisikletler toplu halde

 

Timur ve Dr. Murat

 

Hava açıktı

 

Adaya indikten sonra polis merkezinin önünde toplandık. Bu arada Murat da bisiklet kiraladı. Bize adamın biri bisikletlerinizi merkeze kaydettirin dedi. Aslında onca zaman adaya gelirim böyle şey duymamıştım. Zaten polislerin de böyle bir uygulamadan haberi yoktu. Adam kendince bize şaka yaptı herhalde.

Herkes tamam olunca yola koyulduk. Ne yazık ki geçen sene başlanan doğalgaz hattı hala bitirilmemiş. Her yer toz, toprak ve çamurdu. Söylene söylene pedala basıyordum. Bir de bisiklet yeni ya ona hayıflanıyordum. Scott ların arka lastiğinin yönünü çekiş iyi olsun diye ters monte ediyorlarmış. Arka teker çamuru öne doğru, ön teker de arkaya doğru atıyordu. Ben de ortada stereo çamur banyosu yapıyordum.

 

Yokuşlar dikleştikçe gruptan da kopmalar başladı. Aya Yorgi'ye çıkacağımız meydanda tekrar toplandık. SPD denen soketli ayakkabılarımı giydiğim için bir seferde Aya Yorgi'ye çıkmayı deneyecektim. Tezahüratlar eşliğinde yokuşu tırmanmaya başladım. Ama bu yokuş için bacaklarım antrenmansızdı. Ortasında bacaklarım şişip davul gibi oldular. Mecburen durdum. Tekrar binmek istedim ama bacaklarım dönmüyordu. Biraz yürüyüp bacaklarımın şişini aldım. Sonra tekrar bisiklete binip yokuşu tırmanmaya başladım. Ama en son kısımdaki dik yere gelince yine bisikleti elime aldım. Tepeye ulaşıp diğerlerini beklemeye başladım. Bu arada da fotoğraf çekiyordum.

 

Tepeye Ulaştım

 

Manzara yokuş sıkıntısına değiyor

 

2007 Ada Modası

 

Erdem

 

Yeni yol arkadaşım: Scott Scale 60

 

Hava bulutlanmaya başladı

 

Diğer arkadaşlar da yavaş yavaş gelmeye başladılar. Gelen kendini banklara atıyordu. Herkes biraz dinlenip kendine geldikten sonra Aya Yorgi'nin yanındaki çay bahçesine geçtik. İçeceklerimizi alıp evden getirdiğimiz kahvaltılıklarımızı afiyetle yedik. Biraz hoş beşten sonra turumuza devam etmek üzere Aya Yorgi'den ayrıldık. Burası ada gezilerimin en eğlenceli kısmı. Bin bir güçlükle çıktığım o dik yokuşu bir nefeste inivermiştim. Üstelik balata kokusu duymadan. Diğer arkadaşların ellerine inişte elciklerin desenleri çıkmış. En iyisi eldiven giymek.

 

Aya Yorgi

 

Ve en son Timur geldi

 
 
 
 

Timur, Mehmet, Ben, Erdem

 
 
 

Karşısı Kartal

 
 
 
 
 
 

İnişte meydanı oldukça kalabalık bulduk. Bir sürü turist adayı gezmeye gelmişlerdi. Biz büyük tur için soldan meydanı terk ettik. Tatlı iniş çıkışlarla ağaçların arasından yol almaya başladık. Ben arada durup hem grubu hem de manzarayı fotoğraflıyordum. Fayton sayısı çok fazlaydı. Sanki hepsi birden aynı anda yola çıkmışlardı. Aralarından geçerken fazla risk almıyordum. Malum bu yeni bisiklet ayakkabılarına daha alışamamıştım.

 

İndiğimizde meydan kalabalıklaşmıştı

 
 

Manzara süperdi

 
 

Timur faytonları geçerken

 

Turu bitirip arkada kalanları beklemeye başladık. Sonra onlar gelmeyince önce biraz geri döndüm sonra da iskeleye indim. Meğer kordondaki parka gitmişler. Ben de yanlarına gidip vapuru orada beklemeye başladık. 13:40 vapuru görününce biz de iskelenin yolunu tuttuk.

 

İstanbul'da lale zamanı

 

İskele meydanı

 

Kordon

 

Görüş, İstanbul şartlarına göre oldukça net

 
 
 

Vapurdan indikten sonra bir kaç gündür uğraştığım düşmeyi gerçekleştirdim. Işıklarda durunca sol ayağımı pedaldan ayıramadım ve hoop diye sola ağaç misali devrildim. Tabi elaleme rezil olduk. Milet de bisiklet kullanmayı bilmiyor diye düşünmüştür. Daha önce 3-4 kez bu tip bir düşme tehlikesini savuşturmuştum. Ama buraya kadarmış. Herkesle vedalaşıp Yeşil Bisikletin yolunu tuttum. Hava hala çok güzeldi. Sahil insan seli olmuş akıyordu.

 

Dalyan'dan adalar manzarası

 

Dalyan - Caddebostan arası

 

Yeşil Bisiklet'ten yeni bisikletime bir yol bilgisayarı, bir de  yüksek gidon aldım. Böylece ilk modifikasyonlara başlamış oldum. Eve gelip bisikletimi bir güzel yıkadım. Sonra da pedallarını kontrol ettim. Meğer pedallarda ayar vidaları varmış. Klipslerin  sertliği ayarlanabiliyormuş ve benim pedallar en sert ayardaymış. Onları yumuşatınca ayağım da rahatça pedaldan ayrıldı. Boşu boşuna düşüp karizmayı çizdirmişiz meğer :).

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 16 Nisan 2007


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.