Honda Güvenli Sürüş 3

20-21 Temmuz 2005

21 Temmuz 2005 (2. Gün)

Dün tanıştığım Tahir'le, aramızda şöyle bir diyalog geçmişti:

Tahir: - Motorun ne?
Kayı:  - Kawasaki Z750 S
Tahir: - Ne renk?
Kayı:  - Siyah
Tahir: - Öyle mi bizim orada var siyah bir Z750 S
Kayı:  - Hadi ya nerede oturuyorsun?
Tahir: - Erenköy
Kayı:  - A ben de Erenköy'de oturuyorum. İstasyona yakınım.
Tahir: - Ben minibüs yolu üzerinde oturuyorum. Yapı Kredi Bankası var orada.
Kayı:  - Tamam o zaman bizim şirketin karşısı sen benim motoru görüyorsun :))).

Gideceğimize yakın Tahir "Motorla mı gelsem yarın acaba?" dedi. Ben de "Sen gelirsen ben de gelirim" dedim. Böylece saat 08.15'te Yapı Kredinin önünde buluşmak üzere vedalaştık.

Bu sabah daha erken kalktım. Motor brandalıydı ve benzini yoktu. Arabaya inip bagajdan montu ve botları aldım. Sonra bir eksiklik var diye düşündüm. Tabi ya kaskımı unutmuştum. Yukarı çıkıp kaskımı aldım. Motorun brandasını kaldırdım. Ben de hazırlanıp benzinciye gittim. Benzin alıp geri Yapı Krediye döndüm. İki üç dakika sonra da Tahir KTM Duke ile göründü. Selamlaşıp yola koyulduk. Ben OGS yi de yanıma almıştım. Rahat bir yolculuktan sonra TEM'den çıktık. Ben OGS den geçtim baktım Tahir de peşimden geldi. Onda da OGS var diye düşündüm. Fakat daha sonradan olmadığını ben geçtim diye peşimden geldiğini öğrendim. Opet'in önünde bir Honda Shadow selam verip beni geçti. Yol çalışması olduğundan ben yavaş gidiyordum. Yol düzelince onu geçtim. Sonra bir baktım peşimden geliyor dikkatli bakınca Aytekin Ağabey olduğunu anladım.

Üç motor doğruca eğitim alanına gittik. Motorları park edip diğer arkadaşları beklemeye koyulduk. Tabi bu arada herkes birbirinin motorunu inceliyordu. 

 

Gazi olacak olan CBF 

 

Eğitime ısınma hareketleriyle başladık. Daha sonra motorlarımızın teknik kontrollerini yaptık. Sonra marşa basıp pistte ısınmaya başladık. Her zaman olduğu gibi Murat Hoca en önde bizler arkasında yeni parkuru tanımaya başladık. Bir müddet ısındıktan sonra hızlı turlara başladık. 

 

Çıplaklığın dayanılmaz hafifliği 

 

Günün yeniliği merdiven etabıydı. Parkurun en sonunda merdiven üzerinde geçiyorduk. Burada amaç böbrek taşı düşürmeyecek şekilde üzerinden geçmek. Bunun için de ağırlığımızı ayağa kalkarak dizlerimize veriyoruz. 

 

Merdiven Etabı 

 

Engele yaklaşınca ayağa kalkıp yarım debriyaj engele giriyoruz. Ayak frende, gözler ileriye bakıyor. Arka teker engeli inince hafif bir gaz verip bir sonraki engeli çıkacak kadar ivme kazanıyoruz. Önemli olan teker yerdeyken gaz vermek. Merdiven üzerindeyken gaz verince motorun dengesi bozulabiliyor ya da merdiveni arkaya atabiliyor. 

 

Yavaşça yaklaşıyorsunuz 

 

Küçük motorlarla bu işi yapmak daha kolay. Motor ağırlaştıkça yavaş manevralarda kontrol etmek zorlaşıyor. Ben gazı az verdiğimden bir kaç kez istop ettirdim. Onun dışında sorunsuz bir etaptı. 

 

Tıkır tıkır geçiyorsunuz

 

Murat Hoca slalomda 

 

Öğlene doğru eğitime ara verip yemekhanenin yolunu tuttuk. Bu sefer yemeklerin resmini de çektim. Günün mönüsü semiz otu, mercimek çorbası, sebzeli börek, salata ve meyvalı tarttı. Afiyetle hepsini yedim, sildim, süpürdüm. Utanmasam bir tur daha dönerdim. Bu arada bir şeye dikkat ettim. Japonların tabaklarında pilav vardı. Yemek çıkışı bunu Can Hocaya sordum. Meğer her gün aralarından biri pilav yapıyormuş. Diğerleri de afiyetle yiyorlarmış.

 

Yemekler nefisti

 

Hocalar öğrenciler el ele,
Güzel yemekler mideye...
 

 

Yemek sonrası tekrar eğitim alanına döndük. Biraz hoşbeşten sonra motorların üstüne bindik. Parkur yine değişmişti. Ani fren ve hızlı kalkış çalışması yapacaktık. Zaten her parkurda fren noktaları var. Yine her parkur slalomla başlıyor. Fren ve slalom en önemli şeyler. Bunları çok güzel yapıyorsanız motora tam hakimsiniz demektir. Epey lastik yaktık. 

 

Parkur öncesi ön bilgi verilirken 

 

Biz daha  önce de dediğim gibi beş öğrenciydik. Bir de yavaş amcamız vardı. Nasıl 3. seviyeye gelmiş anlamadım. Zaten 2. seviyeyi de almamış. Araya hatırlı birilerini mi sokmuş bilemiyorum ama onun arkasına düştünüz mü yandınız. O kadar yavaş gidiyor ki ne viraj yapabiliyorsunuz ne de fren. Bunu en son başlatıyorduk 3-5 tur sonra en öndeki ona tur bindiriyordu. Ben bir keresinde o slalomdayken yanından geçtim ama Çağrı Hocadan ihtar yedik. Bunları neden anlatıyorum? Bir sonraki eğitim kaçınma manevralarını uygulayacağımız parkurdu. Bu parkurda hızlanıyorsunuz Can Hocanın kaldırdığı elinin ters tarafına motoru yatırıp hayali engelden kaçınıyorsunuz. Hangi elin ne zaman kalkacağı belli olmadığından reflekslerin iyi olması gerekiyor. Bu amca CBF ile eğitimi sürdürüyordu. Kaçınma manevralarında direksiyonu ittikten sonra ön freni sıkmış. Bir ses duydum CBF ile beraber yerde dönüyorlardı. Allah'tan kimseye bir şey olmadı. Olan CBF e oldu. Koruma demiri eğildi, sağ ayak pegi kırıldı, egzoz çizildi. Haliyle akşam CBF test olayımız yalan oldu. 

 

Can Hoca kaçınma manevrasını anlatıyor.
Hocam bu motor küçük değil mi size? :- )
 

 

Son olarak geniş ve hızlı virajların olduğu  parkura girecektik. Parkur hazırlanırken biz de motorda denge çalıştık. Aşağıdaki resimdeki motora (biz düz olarak) binip ayakları yere koymadan durmaya çalışıyorduk. Ben 20 saniye kadar durabildim. Aslında biraz pratikle epey uzatılabilir. Ama yine de göründüğünden zor bir iş.  

 

Çağrı Hoca akrobasi etabında

 

Saniye tutan var mı? 

 

Hızlı parkuru da başarıyla tamamladık. Bu parkuru bir ters bir düz geçtik. İki hızlı viraj bir kaç da yavaş viraj ve tabi ki her zaman olduğu gibi slalom vardı. İlk günle son gün arasında slalomumda büyük gelişme vardı. Özellikle tam konsantrasyon sağladığımda 5 metre arayla sıralanmış kukalar arasından kuğu edasıyla süzülüyordum. Ama bir kukaya çarpmaya görün patır patır iki üç tanesine daha çarpıyorsunuz. Benim rekorum 4 kuka. 

 

Yeni parkur çalışmaları 

 

Ve eğitimin sonu. Kukalar çekiliyor pist test sürüşlerine hazırlanıyor. Ben aşağıdaki resimde görülen polis motorunu, CBR 125'i, 600F Sport'u ve Today'i test ettim. Polis motoru en eğlencelisiydi. Gidon yüksek ve üzerinde bir dünya düğme var. Sele inanılmaz rahat. Bir de ön camı olsa tadından yenmez. Muhtemelen vardır ama eğitimde kullanıldığı için yan aynalar gibi o da sökülmüştür. CBR 125 bana çok küçük haliyle. Altımda kayboluyor. Ama boyundan büyük işler başarıyor. 

 

Polis motoru

 

Küçük olduğuna bakmayın süper gidiyor 

 

600F ise çok yakışıklı bir SS. Ama onun üstünde de rahat değilim. Bir beden küçük geliyor. Zaten Hornet'e alışmışım yavaş hızlarda dönmüyor gibi geldi.

Gelelim asıl oyuncuya. Hornet 900. İki gün boyunca 5 numaralı Hornet, 25 numaralı bendenizin kahrını çekti. Sert frenler, hızlı gaz açmalar, yatırıp kaldırmalar, arada kaldıramayıp yana düşürmeler, sürekli 1. 2. vitesler.... Ama bana mısın demedi. Her şeyden önce tipi, tarzı tam bana göre. Depo tokluğu mükemmel. Bacaklarınız arasındaki gücü ve torku hissediyorsunuz. Yavaş manevralarda çok kıvrak. Tork muazzam, koparıp götürüyor. En ufak bir titreşim yok. Sadece eğitim motorları oldukları için fren balataları ötüyor, vitesleri de biraz kemikli geçiyor. Özellikle benim Kara Kızıma göre kullanımı daha sert bir motor gibi geldi.  

 

Aytekin Abi 600F testinde
Abi yakışmış bu motor sana
Gel satalım Shadow'u alalım 600F'i
 

 

Böylece bir eğitimin daha sonuna geldik. Gayet tatmin edici, yararlı bir eğitim oldu. Bütün hocalara ve bu organizasyonda emeği geçenlere teşekkür ediyorum.  

 

Soldan Aytekin Abi, Yavaş Amca, Murat Hoca, Soner Abi, Çağrı Hoca, Tahir, Ben ve Tayfun Hoca 

 

Gider ayak koca custom Valkyrie Rune ile bir fotoğraf çektirdim. 1832cc 6 silindirli tam bir dev. Ama virajda ne yapıyor onu bilemiyorum :). Amerika'nın yollarına göre. Route 66. 

 

Honda Volkyrie Rune 

 

Daha sonra Aytekin Ağabey, Tahir ve ben İstanbul'a doğru yola koyulduk. Tahir turnikelerden bilet alacaktı. Biz uzun bir süre yavaş yavaş gittik ama gelen giden olmadı. Belki de sabah yanlışlıkla kaçak geçtiği OGS parasını ödedi. Eve geldiğimde tatlı bir yorgunluk vardı üzerimde. Neyse ki bu akşam basket maçım yok diye düşündüm. 

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 29 Temmuz 2005