İznik - Bilecik

21 Ocak 2007

Ocak ayı için mükemmel sayılabilecek bir Pazar sabahı Selçuk ve Erdem ile Bostancı Köprüsü'nde buluştuk. Aslında Ahmet de geleceğini söylemişti ama Cumartesi akşamı telefonlarını kapatmış. Muhtemelen soğuktan çekinip sattı bizi. Biz üç demir atlı Eskihisar'a doğru yola koyulduk.

Gezimizi İznik-Bilecik-Yenişehir-Orhangazi-Yalova şeklinde planlamıştık. Plana göre Göle inmeden Yalakdere civarındaki Başdeğirmen Dinlenme Tesisleri'nde kahvaltı edecektik. Ama bu tip planlar yola çıkıldığında gerçekleşmeyebiliyor. Biz de sekizde yola çıkmayı planlamıştık ama Selçuklar yaklaşık 15 dakika geç geldi. Bukefalos da bize sürpriz yapıp çalışmadı. Önce Selçuk beni itti, sonra o bindi ben ittim. Motor çalışınca yola koyulduk.

 

Rotamız

 

Kıl payı ile arabalı vapuru kaçırdık. Diğerini beklerken çevremiz meraklı insanlarca çevrildi. Ben GPS cihazını gidona takarken Selçuk ve Erdem de zincirlerini yağlamak için hazırlık yapıyordu. Ben işimi bitirince onlara yardım ettim. Motoru kaldırdım, Erdem tekeri döndürürken Selçuk da zincir spreyini sıktı. Bu sırada bizim vapur iskeleye yanaşmıştı. Motorları park edip yukarı çıktık. Vapurda grup olarak Uludağ'a giden kayakçılar vardı. Şen şakrak ama aç bir şekilde Eskihisar'dan ayrıldık.

 

Eskihisar'dan Yalova'ya

 

Vapurdan indikten sonra göl yoluna sapmadan önce Erdem ve Selçuk benzin aldılar. Hava iyice ısınmıştı. Elcik ısıtmalarımı birinci kademede çalıştırıyordum. Bir de  koltuk ısıtma olsa tam olacakmış. Yanılmıyorsam BMW RT modellerinde koltuk ısıtma standart olarak sunuluyor.

Sakin sakin yol alıyorduk. Ben gözümü dört açmış kahvaltı edeceğimiz yeri arıyordum. Fakat gruptan hiç kimse Başdeğirmen'i göremedi. Zaten bir müddet sonra İznik Gölü göründü. Fotoğraf çekmek için durduk. Moladan sonra sağlı sollu sert virajları geçip gölün kenarına indik.

 

İznik Gölü göründü

 

Manzara ve fotoğraf molası

 
 

İznik'e kadar gidip kahvaltıyı orada yapmaya karar verdik. Göl yolu tatlı virajları ile oldukça hızlı bir yoldu. Selçuk kaptırıp gitti, ben sağıma soluma baka baka tatlı bir tempo tutturdum. İznik'e varınca sahile doğru saptık. Yoldan geçen birine nerede kahvaltı yapabileceğimizi sorduk.

 

İznik kordon

 

Tarihi surlar

 

Kahvaltı mekanımız

 

Kahvaltı yapacağımız Cem Otel'in önüne motorları çektik. Lokanta henüz açılmamıştı. Selçuk otelin içine girdi. Bir iki dakika sonra da sahipleri gelip lokantayı açtılar.  Erdem üşümüş, hemen kaloriferin yanına oturdu. Selçuk'un dediğine göre çok temiz ve şirin bir otelmiş. Ben  kahvaltılar hazırlanana kadar biraz fotoğraf çekmek amacıyla yolun karşısına geçip gölün kenarına gittim.

 

İznik Gölü

 

Kordon

 
 
 

Bir kaç fotoğraf çekip bizimkilerin yanına döndüm. Selçuk camın arkasından bana el sallıyordu. Kahvaltı soframız donatılmıştı. Yarı otel, yarı köy işi bir kahvaltıydı. Salatalıklar kış olmasına rağmen çok lezzetliydi. 34 TL hesap ödedik. Saat on ikiye gelirken İznik'ten ayrıldık.

 

Selçuk kahvaltıya çağırıyor

 

Kahvaltımız

 

Üç amigo

 

Ben ve Erdem

 

Selçuk ve Erdem

 

İznik'ten Bilecik istikametine döndük. Bilecik yoluna girince hemen kamyon trafiği başladı. 35 km kadar bu sevimsiz ve trafiği bol yolda atlarımızı sürdük. Bilecik'e 4 km kala Bursa - Yenişehir yoluna saptık. Yeniden ıssız manzaralı arka yollardaydık. İne çıka, düşe kalka virajlı yollardan geçtik. Ben arada fotoğraf çekmek için duruyordum. Selçuk ve Erdem beni beklemeyip önden gitmişlerdi.

 

Bilecik - Yenişehir arası

 
 
 

Uludağ

 

Yenişehir'de Selçukları beni beklerken buldum. Bir benzinciye girip ihtiyaç molası verdik. Ben de fırsattan istifade depomu doldurdum. Aslında acıkmış olsak İmren kasabının lokantasında köfte yiyecektik ama kahvaltıyı geç yaptığımızdan devam ettik.

 

Yenişehir - Sölöz Arası

 
 

Yenişehir'den sonra da bizi manzaralı ve bol virajlı yollar bekliyordu. Ben yine fotoğraf için duruyordum. Bizimkiler yine beni beklemiyordu. Neyse ki kulağımda güzel melodiler bana eşlik ediyordu. Gerçi Selçuk ve Erdem onları hiç duymadığım için bu durumdan rahatsızlar ama rüzgar ve motor sesi dinleyeceğime güzel şarkılar dinlemeyi tercih ediyorum. Sennheiser kulaklıklarım sağ olsunlar.

Derken göl tekrar önümde belirdi. Yol döne döne gölün kenarına indi. Bir müddet sonra da Sölöz'de Selçuk'u beni beklerken buldum. Yine göle paralel yol alıyorduk. 7-8 km sonra yol içeri doğru kıvrıldı. Orhangazi tarafına dönüp Bursa - Yalova asfaltına çıktık. Tempomuzu arttırıp Yalova'ya vardık.

 
 

Tekrar göl göründü

 
 

Selçuk beni beklerken

 

15:15 feribotuna bilet alıp kalkış saatini beklemeye başladık. Yaklaşık 20 dakikamız vardı. Görevlilerle biraz hoşbeş edip feribota bindik. Yukarı çıkıp rahat koltuklara kurulduk. Bu arada feribota zam gelmiş 14 TL olmuş. Gelirken 5 TL ye gelmiştik. Yaklaşık 3 katı fazla para alıyor bu yeni feribot. Her ne kadar hem mesafeyi kısaltsa (zaman ve km olarak) hem de lüks olsa da aradaki fiyat farkı fazla. Ama biz bu feribotları seviyoruz. Ben kendi adıma feribota binince, yolculuk  bitmiş eve gelmiş gibi hissediyorum.

 
 

Dönüş, hızlı feribotla Pendik'e

 

Panaromik bir foto

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın

Haber Tarihi: 22 Ocak 2007

Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.