İznik - Sapanca

28 Mayıs 2006

Cumartesi akşamı Bertan ile rotamızı telefonda tayin ettik. İlk rota önerim olan Akyazı-Kuzuluk-Göynük-Taraklı-Sapanca hattı zaman kısıtı yüzünden ertelendi. F1 Monaco yarışına yetişmek istiyorduk. Bu yüzden bu rotayı başka bir hafta sonuna erteleyip İznik ve Sapanca Göllerine gitmeyi kararlaştırdık. Pendik - Yalova feribotunu kullanıp Orhangazi'ye gidecektik. Oradan da göl yoluna sapacaktık. Diğer arkadaşlara da mesaj attım. Sadece Tahir'den olumlu yanıt gelmişti. Sabah sekize on kala Bostancı Deniz otobüsleri önünde buluşmak üzere sözleştik. Ben feribot biletlerini internetten aldım.

Sabah yediye çeyrek kala kalktım. Kendime bol kaşarlı üç tane tost yaptım. Kahvaltıdan sonra hazırlanıp Kara Kızımın yanına indim. Cumartesi günü onu güzelce yıkayıp temizlemiştim. Lastik hava basınçlarını kontrol edip, zinciri yağlamıştım. Deniz Otobüsleri'nin önüne geldiğimde motorun saati 07:53'ü gösteriyordu. Bertan ve Tahir gelmiş beni bekliyorlardı. İçeri girip kiosktan kredi kartımı geçirdim. O da ne; ekrana "Yazıcıda kağıt kalmadı, lütfen görevlilere haber verin!" uyarısı çıktı. Bir kere daha denedim sonuç aynı. Görevlilere haber verdim. Makineyi açtılar ama kağıt vardı. Başka bir arızası var herhalde diye düşünüp gişeye gittim. Biletleri aldıktan sonra Pendik'e doğru yola koyulduk. Motorun saati tam sekizi gösteriyordu.

Ben 20 dakikada rahat rahat gideriz diye düşünüyordum. Rahat bir yolculuktan sonra Pendik feribot gişelerine ulaştım. Bertan gişede bir şeyler konuşuyordu. Motorun saati 08:17 idi. Feribot kapaklarını kapatmıştı. Tabi ben şok oldum. Öncelikle biletler 08:15 imiş. İkincisi motorun saati iki dakika geriymiş. Biletleri geri de iade edemedik.

Bu durumda rotamız değişmiş oluyordu. Yeni hedefimiz Eskihisar. Bertan Pendik'ten benzin aldı. Ankara asfaltına çıkıp Eskihisar'a gittik. Kıl payı bir feribot daha kaçırdık. Biletimizi alıp diğer feribota bindik. Yaklaşık bir saat kaybetmiştik.

 

Rota: Eskihisar - Altınova - Yalakdere - İznik - Mekece - Pamukova - Sapanca

 

En sonunda  feribota binebilmiştik

 

Eskihisar Kıyıları

 

Feribottan indikten sonra Altınova'ya doğru yola koyulduk. İznik'e inen iki yol var. Biri bizim kullandığım Altınova'nın içinden giden yol, diğeri ise Altınova'yı geçtikten sonraki yol. Bizim kullandığım yol çok düzgün değildi ama manzarası süperdi.

Yol yukarı doğru çıkıyordu. Bir virajın ardından sağa çekip durdum. Aşağıda, vadide çok güzel bir çiftlik vardı. Sırtını dağlara vermiş, önünden su akıyordu. Adı Ballıkaya Çiftliği imiş. Bir kaç fotoğraf çekip yola devam ettik.

 

Vadi, Altınova Civarı

 

Ballıkaya Çiftliği

 

Selçuk Bertan

 

Manzaralı Yollar

 

Yol inişli çıkışlı ve bol virajlıydı. Fakat asfalt kalitesi  iyi değildi. Bazı yerlerde bol mıcır vardı. Sakin bir tempoyla yol alıyorduk. Selçuk R1'i ile en önde, Tahir Duke2'si ile onun arkasında, ben de Kara kızımla en arkadan artçı olarak gidiyorduk. Derken İznik Gölü göründü. Fotoğraf için durduk. En kısa zamanda 350D'me yeni objektifler alıp gezilere onu götürmem lazım.

 

İznik Gölü

 

İznik Gölü

 

Hız gezegeninden Bertan:
-Merhaba İznik

 

Yol keskin virajlarla gölün yanına indi. Daha önce güney yolundan geçmiştim. Kuzey yolu oldukça geniş ve hızlı bir yolmuş. Ben çok beğenmedim açıkcası. Hızlı bir tempo ile İznik'e ulaştık. Bertan sağolsun F1 aşkına İznik'i pas geçti. Ben biraz dolaşmak isterdim. Ne de olsa ilk defa geliyordum. Bir başka sefere artık.

İznik - Mekece arası tenha ve güzel manzaralı bir yol. Asfalt kalitesi vasat. Yine güzel virajlar var fakat bu dağ başında ve bu yol şartlarında ben fazla viraj yapmıyordum. Onun yerine etrafı seyrederek yol alıyordum. Güzel manzaralı bir yerde mola verdik. Bertan ile otların arasından manzaraya ulaştık ve birbirimizin "sanatsal fotoğraflarını" çektik! Bu sırada Tahir motorların başında bizi bekliyordu.

 

 

 

Tahir motorları beklerken

 

 

Mekece - Adapazarı arası oldukça yoğundu. Asfalt düzelmiş fakat bu sefer de trafik artmıştı. Geçen hafta gittiğimiz Kerpe yolunun değerini daha iyi anladım. Manzara ve asfalt süperdi. Üstelik fazla bir taşıt yoğunluğu da yoktu. Adapazarı'ndan TEM'e girdik. Sapanca çıkışından tekrar çıktık. Sapanca'da İstanbul Deresi mevkiine gidecektik. Burada sağlı sollu bir sürü alabalık lokantası var. En güzeli de İstanbul Deresi Alabalık Tesisleri. Geçen sene Ahmet, Erdem, Bertan gitmiştik fakat balık yemeden dönmüştük.

Tabelaları takip ederek yayla yoluna girdik. Yol ağaçların arasından kıvrıla kıvrıla yukarı çıkıyordu. Asfalt kalitesi bizim motorlar için kötüydü. Yaklaşık 4-5km sonra sağda tesisi gördük. Motorları park edip kendimizi yeşilin içine attık. Tesis oldukça bakımlı. Çevre düzenlemesi çok güzel. Sağlı sollu masaların aralarına büyük hamaklar serpiştirilmiş.

 

İstanbul Deresi Alabalık Tesileri

 

 

Tahir'i tesisin en sonuna götürdüm. Burada yol bitiyor ve dere yatağına iniliyor. Geçen sene geldiğimizde millet çorapları çıkarıp ayakları serinletmişti. Derken uzaktan Bertan göründü. Cep telefonları burada iyi çekmiyor. Çeken bir yer bulmak için biraz dolaşmış. Onun yanına gidip kendimize dere yanında güzel bir masa ayarladık.

 

Tahir

 

Bertan göründü

 

Bertan garsona vaktimizin az olduğunu söyleyerek hızlı servis talebinde bulundu. Önce kızarmış köy ekmeği ve tereyağı geldi. Ortaya salata, mantar ve erimiş peynir aldık. Herkes kurt gibi acıkmıştı. Biraz sonra da alabalıklarımız geldi. Balıklar oldukça lezzetliydi. Bir çırpıda silip süpürdük. Üzerine Tahir ile ben baklava aldık, Bertan ise kabak tatlısı aldı. Baklavalar süperdi ama kabak tatlısı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bertan tatlısını bitiremedi desem başka açıklama yapmama gerek kalmaz herhalde.  Hesap 75 YTL geldi. Keşke vakit olsa da hamaklara yatsak diye iç geçirdik. Ama F1 beklemez. Ayrıca Beşiktaş - Efes yarı final son maçı da vardı. Onu da kaçırmak istemiyordum. Ama bu güzel tesise bir kere daha, üstelik bu sefer hem sabah kahvaltısına hem öğle yemeğine beraber, gelmeyi kararlaştırdık.

 

Masa Manzaramız

 

Masamız

 

Menümüz

 

Otobana girmeden Opet'ten depoları doldurduk. Bertan bizi bırakıp bir Ghost Rider sürüşü yapacaktı. Ben Tahir ile tıngır mıngır otobandan döndüm. Hatta Opet Mehmetçik tesislerinde bir yorgunluk molası verdik. KTM otobanda oldukça yoruyor olmalı. Bakalım, Tahir'den bu aralar bir  bomba bekliyoruz. Bir gezi daha burada bitti.

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 29 Mayıs 2006


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.