Kazanç Park, Polonezköy

18 Mart 2007

Mehmet iki hafta önce Polonezköy'e ata binmeye gitmişti. Çok beğendiğini ve eğlendiğini söyleyince bir daha ki sefere giderken bana da haber ver dedim. Kısmet bu Pazaraymış. Saat on bire doğru gelip beni aldı. Hava çok güzeldi. Yol da nispeten boştu. Acar Kent'in önünde Polonezköy sapağını kaçırınca kendimizi Riva yolunda bulduk. Yol çok güzeldi. Tam motorluk diye düşündüm. Bir yerden geri dönüp tekrar Polonezköy yoluna girdik. Hava burada daha bulutluydu.

Ben, düşersem bir şey olmasın diye motor pantolonumu ve motor botlarımı giymiştim :).

 

Mehmet beni almaya geldi

 

Yol tenhaydı

 

Yanlışlıkla girdiğimiz Riva yolu

 

Polonezköy'ü geçtikten bir kaç kilometre sonra yolun sağında Kazanç Park tesisleri gözüktü. Volkan'ların çiftliğine giderken önünden epey geçmiştim. Otomobili park edip çevreyi keşfe çıkıyoruz. Mehmet geçen sefer başka yere gitmişti. O da ilk defa geliyordu. Aşağıdaki fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi burada bir çok etkinlik yapmak mümkün: Atla safari, yeni öğreneler için ata binme dersleri, çocuklar için midilli turları, kendin pişir kendin ye, havuz, ATV ve Paintball. Tesislerde konaklama da yapabilirsiniz.

 

Kazanç Park

 
 

Hocamız ve bineceğimiz at

 

Çocuklar midilliye biniyorlar

 

Çevreyi gezerken ahırların önüne geliyoruz. Burada bizi karşılayan, Siyah İnci olan sevimli midilliye şeker verip kafasını okşuyoruz. Kerata takır tukur yedi kesme şekerlerimizi.

Aklınızda olsun at binmeye gidecekseniz yanınıza şeker, havuç, elma gibi atların sevdiği yiyeceklerden alın. Binmeden önce rüşvet veriyorsunuz, indikten sonra da teşekkür mahiyetinde ikramda bulunuyorsunuz.

 

Midillilerden biri: Siyah İnci

 

Şeker verirken

 

Tesisler

 

Çocuklar için çok eğlenceli bir yer

 

Hava kapalı olduğundan fotoğraflar biraz soğuk. Ağaçlar çiçek açıp güneş ılık yüzünü gösterdiğinde sadece fotoğraf çekmek için de gelebilirim. Özellikle atlara dışarıda binilirken güzel kareler yakalayacağıma eminim. Zaten burayı devralan da çevre peyzajına yeni başlamış. Tesislerin esas açılışı 23 Nisan olarak belirlenmiş.

 
 
 
 

Kuş evi ve havuz

 

Tesisin sevimli köpeği

 

Çevreyi gezdikten sonra kapalı maneje (dört tarafı çevrili kumla kaplı bir alan) geçip kupon alıyoruz. 30 dakikalık bir dersin ücreti 40 YTL. Eğer 10 derslik bir paket alırsanız ki buradaki dersler 45 dakika 300 YTL ödüyorsunuz. Bize söylenenlere göre 4-5 ders sonra at ile dışarı çıkıp baraj yolunda gidip gelebiliyormuşuz. Biz birer ders seçiyoruz.

Bizden önce gelen bir çiftten sonra sıra bize gelecek. Atlar biniş için manejde ısıtılırken ben de bir kaç fotoğraf çekiyorum. Burası karanlık olduğundan ve atlar da hızlı hareket ettiklerinden fotoğraflar çok güzel çıkmıyor. Atlar benden uzakta koştuklarından flaşımın gücü de yetersiz kalıyor. Keşke F değeri 1.8 olan 50mm lik objektifimi yanıma alsaydım diye hayıflanıyorum.

İki at iki de hoca var. Hocalardan biri bayan. Atların ikisi de erkek :). Bizden önce binenleri seyrederken neler yapmam gerektiğini de kafamda kurguluyorum. Bu arada ata binen adam attan düştü. Mehmet ile birbirimize bakıp bu at huysuz galiba dedik. Ondan sonra da kimin önce bineceğine dair konuşmaya başladık. İkimizde ilk binmek istemiyorduk.

 

Atlar biniş için hazırlanıyor

 

Huysuz Batu

 

Eğitim sırasında

 
 

Derken sıra bize geliyor. Hoca binmeden önce neler yapması gerektiğini anlatmaya başladı. En önemlisi hiç bir zaman ata arkasından yaklaşmayacaksınız. At arkasını göremediğinden huylanıp tekme atabilirmiş. Binmek için her zaman sol tarafına yanaşacaksınız. Sağdan biniş olmuyormuş. Kafanız atın arkasına bakarken sol ayağınızı üzengiye takıyorsunuz, dizginleri sol elinizle tutarken eyeri tutup kendinizi yukarı çekiyorsunuz. Bunu yapamıyorsanız aşağıda da görüldüğü gibi birinden yardım alıyorsunuz.

 

Birbirlerini çok sevdiler

 

Hoca beni çağırınca fotoğraf makinesini Mehmet'e verip atın yanına gittim. Hoca nasıl bineceğimi tarif edip üzengiyi uzattı. Bir sıçrayışta Batu'nun tepesindeydim. Eyerin en çukur yerine oturdum. Hoca üzengiyi boyuma göre ayarladı. Omuz, kalça ve topuklarım aynı hizada; atın üstünde dik olarak pozisyonumu aldım. Ayağınızı üzengiye, motordaki peg pozisyonu ile aynı şekilde yani ayak tabanını parmakların arkasındaki top ile basarak yerleştiriyorsunuz. Topukları aşağı doğru çekiyorsunuz. Dizler kapalı ayak burunları karşıyı gösteriyor. Ellerinizle dizginleri yumuşak bir şekilde tutuyorsunuz ve onlardan kuvvet almıyorsunuz. Buraya kadar her şey teori bakalım pratikte ne yapacağım.

 

Ata doğru giderken cebimden de şekeri çıkarıyorum

 

Biniş benim için işin kolay kısmıydı

 

Üzengiler boyuma göre ayarlanırken

 

Ve lonj yapmaya başlıyorum. Yeni at hocanın kontrolündeyken ben onun ritmine uymaya çalışıyorum. Hoca atı önce yürütüyor ve benim baldırlarımdan kuvvet alarak bir ayağa kalkıp bir oturmamı istiyor. Ben de yapıyorum. Ama at biraz hızlanınca ben ahengi yakalayamıyorum ve eyer sürekli popoma küt küt diye çarpmaya başlıyor. Oturuş ve kalkışların ritmini yakalamam bir on dakikamı aldı. Ama bu seferde baldırlarım acımaya başladı. Eyerin derisi baldırıma baskı yapıyordu. Oturup kalktıkça baskı daha da artıyordu. Keşke futbol tozluklarımı taksaydım diye düşündüm. Çizmenin önemi burada devreye giriyor. Siz siz olun at binmeye uzun bir çizme ile gidin ya da baldırı destekleyici bir şeyler kullanın. Dizliklerimi bile taksam faydası olurdu. Acı artınca otur kalk hareketini de düzgün yapamamaya başlıyorsunuz. Bir de Batu sürekli kafayı öne eğip beni şaşırtıyordu. O eğilince ben de eğiliyordum o zaman o da duruyordu. Kendimi kasmaktan sırıl sıklam terlemiştim. Muhtemelen bu binişte atın kendisinden daha çok yorulmuştum. İniş de biniş kadar kolay oldu. Bacaklarım hafif parantez çıkışa doğru yürümeye başladım.

 
 

Yürü be Batu

 

Sırada Mehmet var

 
 

Mehmet ikinci binişinin de etkisiyle atın üstünde daha rahattı. Otur kalkları da kapmıştı. Hoca sağ-sol kol yukarda atı sürdürdü. Yarım saat dolmadan geldi. Yorulmuş bu yüzünden konsantrasyon kaybı oluyormuş. Yeter bu kadar dedi.

 

Batu kafayı yine eğmiş

 

Mehmet işe aksiyon da kattı

 
 
 
 

Böylece bir etkinliğin daha sonuna geldik. Ata binmek isteyenlere benden tavsiye: Baldırlarınızı koruyun. Atları arkamızda bırakıp Erenköy'e döndük. Burada daha az bulut vardı. Cadde gezimi iptal edip biraz kestirdim. Sonra kalkıp Hillside'ın yolunu tuttum.

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 21 Mart 2007


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.