Rafting, Melen

01 Nisan 2007

Geçen sene Melen Çayı'nda yaptığımız rafting çok hoşumuza gitmişti. Bir sonraki sene daha erken gelip suyun bol olduğu zamanda raft yapmak için sözleşmiştik. Ve sezon geldi çattı. Yaklaşık 15 gün önceden 1 Nisan'da tekrar rafting için Melen Çayı'na gitmeye karar vermiştik. Aslında Selçuk Avustralya'ya gitmemiş olsa daha önce de gidebilirdik.

Geçen hafta Ahmet, daha önceki rafting maceramızda telefonunu aldığı rehberi aradı. Kişi sayısını bize Çarşambaya kadar bildirin demişler. Fiyat yol hariç 70 YTL. Ben de gelebilecek arkadaşlara mail attım. Çarşamba günü kadro belli olmuştu. Ahmet, Selçuk, Onat, Ömer, Özgür ve Gökçe tamam demişlerdi. Toplam 7 kişi olacaktık. Ahmet bizi Hyundai Starex minibüsü ile götürecekti.

Cumartesi sabahı Ahmet telefon etti. Turdan aramışlar, nerede kaldınız demişler! Ahmet "Pazar günü gelecektik biz" deyince, "O zaman yanlış anlama oldu özür dileriz Pazar doluyuz" demişler. Ahmet başka yere kaydırın bizi deyince de başka yer yok demişler. Bu durumda iş başa düştü. Google'dan ilgili tur operatörlerini bulup teker teker aradım. Hepsinde cevap aynı turlar dolmuş. Sadece Tamzara Tur'dan Cevdet Bey benimle ilgilendi. Dokuzdeğirmen'de bu işi yöresel olarak yapan Muzaffer Bey varmış. Onu arayıp bana haber verecekti. Bir süre sonra telefonum çaldı. Arayan Cevdet Beydi. Bana iyi haberi verdi. Muzaffer Bey bizi kabul edecekti. Telefon numarasını bana verdi. Ben de teşekkür edip numarayı pazarlık etmesi için Selçuk'a yolladım. O da aynı fiyattan turu bağladı. Evet yarın rafting yapacaktık.

Pazar sabahı erkenden kalktım. Bütün hafta ateş ve mide problemleri ile uğraşmıştık. Ama bu sabah kendimi iyi hissediyordum. Fırına gidip simit aldım, dönüşte de bankadan para çektim. Bu sırada Ömer aradı o da Ethem Efendi'ye gelmiş. Onu da alıp eve döndüm. Ahmet yaklaşık yarım saat gecikmeli geldi. Özgür'ü çok beklemiş. Sırasıyla Selçuk ve Gökçe'yi sonra da Onat'ı alıp yola koyulduk. Ben en arkaya, bagaja oturdum daha doğrusu yattım. Opet'te yakıt için durduğumuzda Onat da yanıma geldi.

Yol boyunca yağmur hiç durmadı. Daha önce Magellan ile yolu kaydettiğimden kaybolmadan Dokuzdeğirmen'e saat on bir civarı ulaştık. Burada bizi  Muzaffer Bey sıcak bir şekilde karşıladı. Ben hemen suyun yanına gittim. Maşallah gürül gürül akıyordu Melen. Botlar gelene kadar bize tesislerde çay ısmarladı. Çay eşliğinde sıcak bir sohbete daldık. Yaklaşık yarım saat sonra raft için hazırlıklara başladık.

Ömer, Onat ve Gökçe'de elbise olmadığından onlar kulubün sağladığı dalış elbiselerini giydiler. Bunlar geçen sene verilenlerin aksine tam elbiseydi. Ayrıca patik de verdiler. Elbisesi olan bizler de kask ve yelekleri aldık. Ben bir de kırmızı şortumu giydim. Bence süper oldu ama millet dalga geçti. Kendilerini aynadan görmüyorlar tabi.

İki bot olacaktık. Botları yüklenip nehir kenarına gittik.

 

Botları nehir kenarına götürüyoruz

 

Ahmet çok neşeli

 

Sol baştan: Ömer, Gökçe, Ahmet, Özgür, Onat, Kayı ve Selçuk

 

Rehberimiz bilgi verirken

 

Nehir kenarında rehberlerimiz rafting ile ilgili genel bilgileri verdiler: Bota nasıl oturacağız, komutlar nedir, acil durumlarda ne yapacağız... Bilgilendirme faslı bitince gruplara ayrıldık. Bizim botta rehberimiz Muzaffer, ben, Selçuk, Onat, Ömer ve Gökçe; diğer botta Ahmet, Özgür ve 3 kişi daha olacaktı. Bu üç kişinin ikisi rehber diğer eleman da onların arkadaşıydı. Tam bir kafa raftingi olacaktı.  Küçük ama samimi bir grubumuz vardı.

 

Bilgilendirmeye devam

 

Tekrar yüklendik botları

 
 
 

Botları suya indirip yerleşiyoruz. Ben ve Selçuk  en öne oturuyoruz. Nasıl kürek çekeceğiz, komutlar, görevler hakkında rehberimiz bize bilgi veriyor. Sonra ileri komutuyla küreklere asılıyoruz. İlk başta ritmi bulamasak da kısa bir süre sonra ahenk içinde kürek çekiyoruz. Melen'in su seviyesi yüksek olduğundan çok rahat ilerliyoruz. Arkama baktığımda Ahmetlerin de suya indiğini ve peşimizden geldiğini görüyorum.

 

...ve suya giriyoruz

 

Haydi çek kürekleri

 

Melen bekle bizi geliyoruz

 

bizi de bekle, bizi de.. :)

 

Ahmetleri beklerken ileri geri, sağ ileri sol geri gibi kürek kombinasyoları ile kendimizi oyalıyorduk. Ahmetler bizi geçerken ıslattılar. Tabi biz de hemen düştük peşlerine: Heey hop, heey hop. Herkes çok güzel kürek çekiyordu. Kısa bir sürede adamları yakaladık. Ama rehberlerden biri Selçuk'u kürekle bir güzel yıkadı. Selçuk da gaza gelip onlara cevap vermek istedi. Tabi bizim bot yavaşladı. Ama yine de onları ıslatmıştık.

Derken hızlı geçişlerimiz başladı. Yukardan da bizi kameraya alıyorlardı. (Görüntüler elime geçince onları da yayınlayacağım). Geçen seneye hiç benzemiyordu. Daha çok su, daha çok dalga, daha çok köpük ve daha çok eğlence. Bir dalgadan diğerinde düşüyorduk. Arada kayalara çok yaklaştığımız oluyordu ama bir kaç kürek darbesi ile hemen tehlikeyi savuşturuyorduk. Ahmetleri geçip gittik. Onlar dalları budamakla meşguldüler. Melen'in bahçıvanları :).

 

Eğlence başlar

 

Hızlı geçişlerden biri

 

Fotoğrafçı bota binmiş

 

Bir müddet gittikten sonra Selçuk ile yerleri değiştik. Sakat sol omuzum da hafiften sızlamaya başlamıştı zaten. Oldukça zevkli geçişler yapıyorduk. Herkes son derece keyifliydi. İçinden geçtiğimiz vadiye bahar gelmiş doğa uyanıyordu. Vadinin tepelerine sis çökmüştü. Çok güzel manzaraların içinden kayarcasına geçiyorduk. Keşke S50'im bozulmasaydı diye hayıflandım. (Rafting sırasında çekilen fotoğrafları gördükten sonra daha da çok).

Hızlı bir  dirsekten sonra rehberimiz şimdi duvara çarpacağız dedi. Kendi kendime animasyon olacak dedim. Umduğumdan daha hızlı sağ taraftan duvara çarptık. Benim taraf havaya kalktı. Botun içine giremeden ayaklarım bottan kesildi. Bir anda Selçuk ile kendimi suda buldum. Kürek diye bağırdım. İki kürek önümde gidiyordu. Ben de peşlerine düştüm. Zaten başka şansım da yoktu su alıp götürüyor. Bir kaç dakika ayaklarım önde (bize anlatıldığı şekilde) kürekleri kovaladım. Neden sonra ikisini de yakaladım. Ne de olsa küreksiz bir raftingci hiç bir işe yaramazdı. Bot da bana yetişti. Selçuk içindeydi. Onat beni bota çekti sağ olsun. Sonradan öğrendiğime göre Ömer de suya düşmüş. Ben onun düştüğünü görmemiştim. Hatta bana seslenmiş ama duymadım da. Güzel bir deneyim oldu. Herkes eğlenmişti.Tekrar küreklere asıldık.

 
 

Eller aman kürekler havaya

 

Bu arada Ahmetleri her seferinde bekliyorduk. Adamlar hiç kürek çekmiyordu. Rehberimiz Muzaffer onları kızlar diye çağırdığından adları kızlar takımı kaldı. Zaten aşağıdaki fotoğraflardan neden geç kaldıkları anlaşılabilir.

Nehrin bir yerinde onları bekledik. Daha sonra kızlar takımı karşı kıyıdan fotoğrafçıyı botlarına aldılar. Yola devam ediyorduk. Biz yine arayı epey açmıştık. Tekrar onları bekledik. Bu sefer fotoğrafçı bizim bota bindi. Kızları fotoğraflayacaktı ama onlar kız gibi kürek çektikleri için yine arkada kaldılar. Tabi çekim de yalan oldu.

 
 

Biz yine küreklere asılmışız. Benim kırmızı şorta dikkat :)

 

Love Boat

 

Bir diğer hızlı geçiş

 

Takım

 

Yaklaşık iki saatin ardından varış noktamıza ulaşmıştık. Botu kıyıya çıkardık. Daha sonra şoförün getirdiği minibüsten kuru giysilerimizi alıp soyunma odasının yolunu tuttuk. Duşumuzu alıp kuru kıyafetlerimi giydik. Ahmetler de bu arada gelmişlerdi. Onları kız soyunma odasına yolladık. Zaten bizden başka grup yoktu. Çok rahattık.

 

Ve parkurun sonu

 
 

Arkada tesisler

 

2007-2008 Melen Çayı Modası

 

ve kızlar göründü

 

Günün sonu

 

Fındık sobası ile ısıtılmış salonda buluştuk. Dışarıda mangalda yemeğimiz pişiyordu. Yemeği beklerken, kameramanın lap topa indirdiği fotoğraf ve videolarımıza bakıyorduk. Ve sonunda yemeğimiz hazır oldu. Menümüz soslu makarna, tavuk kanadı, köfte ve salatadan oluşuyordu. Oradaki bayanlardan biri bize içecek de ikram etti ki bunlar genelde ekstraya tabidir. Tekne gezilerinde, bu tip organizasyonlarda içecekler hep ekstradır. Yemeklerin hepsi çok güzeldi. Salataya ve Düzce köy ekmeğine bayıldım.

Sonra fotoğraflar için pazarlığa oturduk. Önce 250 YTL gibi bir rakam istediler. Biz de hadi canım dedik. Sonuçta fotoğraf kalitesi iyi değildi. Fotoğrafçı çok acemiydi, hatta fotoğrafçı bile değildi. 100 YTL ye fotoğraf ve videoları bağladık. Sonuçta bir emek vardı ve bizi diğer yönlerden çok rahat ettirmişlerdi. Ama insan şu vizörü arada bir siler be kardeşim. Fotoğrafların çoğunda su damlalarının yüzenden kaymalar var. Ah S50 ah.

Fotoğraflar hafıza kartına yüklenirken bazı sorunlar oldu. Bu arada Gökçe için zaman daralıyordu. Saat 18:30 da Sabiha Gökçen'den İzmir'e gidecek olan uçağı yakalaması gerekiyordu. Yola koyulduğumuzda saat dördü biraz geçiyordu. Üstelik gelişe göre Beyler Köyü'nden Dokuzdeğirmen'e de 18km ekstra yolumuz vardı. Ama şoförümüz çok iyiydi. Ahmet Gökçe'yi uçağa yetiştirdi. Gerçi Gökçe yatıp uyumuştu. Geç mi kalıyor, uçak mı kalkıyor  umurunda bile değildi.

Saat yedi gibi ben de evimdeydim. Çok güzel bir etkinlik olmuştu. Temiz havaya, doğaya, suya (özellikle de suya:) doymuştum. Emeği geçen herkese ve yoldaşlarıma, raftingdaşlarıma teşekkür ediyorum. Melen Çayında rafting düşünüyorsanız, Muzaffer Hocayı çekinmeden arayın. Bizden de selam söyleyin.

İlgilenenler için Muzaffer Hocanın telefonu 0532 548 62 65

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 2 Nisan 2007


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.