Mudanya

17 Aralık 2006
 

Selçuk geçen hafta yeni motorunu alınca bana Karadeniz'e ne zaman gideceksin diye sordu. Arkadaş bu kısa günlerde Karadeniz turu yapmak istiyormuş. Yaylalarda bir tarafı donacak haberi yok. Ben de onu Mudanya'ya gidelim diye kandırdım. Cumartesi Nevruz'un nikahı ve yemeği vardı. Nikahtan önce motora benzin alıp, lastiklerine hava basarım diye düşünmüştüm. Ama Bukefalos'un aküsü bitmiş. O kadar uzun süre kullanmazsan (BMW için uzun bir süre; Kara Kızım bir kış yattı baharda tık diye çalıştı) olacağı budur diye düşündüm. Akşam Selçuk'a haber verdim. Selçuk "Sabah biraz daha erken gelirim takviye yaparız" dedi.

Saat beş buçukta alarm çaldı. Çok zor kalktım. Ev buz gibiydi. Kendime bir kahve yaptım. Bir taraftan da  yol eşyalarımı  hazırlıyordum. Altıya on kala telefonum çaldı. Selçuk gelmişti. Ben de çıkmak üzereydim. Aşağı inip Selçuk'a garaj kapısını açtım. Motorları yan yana getirip takviye kablosunu bağladık. Bukefalos yeniden kişnemeye başlamıştı. Pendik feribotuna doğru yola koyulduk. Kahvaltıyı denizin üstünde yapacaktık.

Feribota binip motorları park ettik. Ben Magellan'ın (GPS cihazım) yuvasını motorun gidonuna monte ettim. Böylece GPS cihazıma bakarak ilerleyebilecektim. Motorları bırakıp üst kata çıktık.

 

Rotamız (Sarı, gidiş yolu)

 

Rotamız Yalova üzerinden Çınarcık, Armutlu, Gemlik, Kurşunlu, Mudanya olacaktı. Dönüşü de Mudanya, Bursa, Yalova üzerinden gerçekleştirecektik.

Feribot Yalova'ya yaklaşırken motorların yanına indik. Bukefalos ilk denemede çalışıp beni sevindirdi. Magellan'ı yuvasına yerleştirip çalıştırdım. Ama yolda giderken görüntü gitti. Açtım tekrar gitti. Motordan sonra bir batarya problemi de burada karşıma çıktı.

İlk benzincide lastiklere hava bastım. Biraz yol aldıktan sonra manzara güzelleşti. Güneş de yavaş yavaş yükseliyordu. Kulağımda MP3 çalarımdan gelen güzel melodiler eşliğinde keyifle yol alıyordum. Arada Selçuk'un çift Devil egzozunun basları şarkılara karışıp içimi titretiyordu.

MP3 çalar demişken burada hemen bir parantez açayım. Normalde kaskın altından kulaklık takamıyordum. Kulaklarım çok acıyordu. Ama yeni aldığım Sennheiser kulaklıklar kulak içine giriyor. Böylece kulaklarım rahatsız olmadan kaskı takabiliyorum. Üstelik kulak yoluna girdiğinden müzik açmasam bile dışardan gelen sesleri filtreleme özelliği var. Sesi de açınca yol, rüzgar hiç bir şey duymuyorsunuz. Tabi Selçuk'u da ancak şarkı aralarında duyabiliyordum.

 

Çınarcık Yolu

 
 

Güneş henüz dağları aşıp denize ulaşamamış

 
 

Yol oldukça keyifliydi. Kimi zaman deniz seviyesinde kimi zaman yukarılarda kıvrıla kıvrıla gidiyordu. Güneş denize vurdukça manzara da güzelleşti. Virajları daha bir keyifle dönmeye başladım ama kış güneşi oldukça gözümü alıyordu. Gölgeden güneşe çıkışlarda bir iki kere sorun yaşadım. Derken bir virajın arkasında bizi danalar karşıladı. Ben de  durup fotoğraflarını çektim.

 

Danalar Selçuk'u görünce açılıp yol verdiler

 

Yeşil ve mavi iç içe

 
 

Gemlik'e yaklaşırken önümüze bir orman yolu çıktı. Selçuk hadi buradan gidelim dedi. Yol başta güzeldi ama sonra çok kayganlaştı. Üstelik sonunun nereye gittiğini de bilmiyorduk. Traktör izlerinde ufaktan kaymaya başlayınca geri dönmeye karar verdik. O sırada Selçuk bana bir şeyler anlatıyordu ama ben onu pek duymuyordum. Anladığım kadarıyla bir şeyler de ben söyledim. Sonra baktım geri  dönüyoruz. Ayağımın altı balçık olmuştu, bu yüzden ayak koyma yerleri kayıyordu. Asfalta çıkınca bir müddet botlarımı yerde sürüyüp altlarını temizledim.

Tatlı bir tempo ile virajları yutmaya başladık. Önce zeytinliklerin arkasından  Gemlik göründü. Zeytinliklerin arasından geçip Bursa yoluna çıktık. Yolun düzelmesiyle tempomuzu arttırdık.

 

Orman yolu

 

Bukefalos'un üstünden manzaraya bakış

 

Motor üstünde namaz :)

 

Virajlar, virajlar...

 

Fotoğraf molası

 

Ormanın içinde çirkin yapılaşma

 

Gemlik Körfezi

 

Bagaj hacmimiz kocamandı

 

Bursa yolunda ilerlerken Mudanya sapağını kolluyordum. Derken bir Kurşunlu tabelası gördüm ama Selçuk'u uyaramadım. Sapağı pas geçip Bursa'nın içine girdik. Oradan çevre yoluna sapıp Mudanya istikametine döndük. 28km yerine 51 km yapmış olduk. Ama motor üzerinde olunca bunun fazla bir önemi kalmıyor. Ne de olsa yol yapmaya çıkmıştık.

Mudanya'ya girip motorları sahilde çay bahçelerinin olduğu yere park ettik. Eski yerleşim bölgesine doğru yürümeye başladık.

 
 
 

Mudanya'nın Tarihi ve Coğrafyası

Mudanya’nın tarihi M.Ö. 7. Yüzyıla kadar dayanmaktadır. Arkeolojik araştırmalar sonucunda yaklaşık olarak bu yüzyılda İyon’lu Kolonistlerden Kolofonlular tarafından Mirleia adıyla kurulmuştur. (Kolofonlular, İyonya Devletinin 12 şehrinden birisidir ve Gemlik ile Erdek’te aynı kolonistler tarafindan kurulmustur.) Mirleia zaman zaman işgale uğramış, daha sonraları Mekedonya Kralı 5. Philip tarafından yıkılarak Apamya adı ile yeniden kurulmuştur. Daha sonra Apamya’da işgale uğramış, sonradan imar edilerek Montania adını almıştır. Şimdiki adı Mudanya’nın buradan geldiği sanılmaktadır.
    
Mudanya Osmanlı Devletinin ilk yıllarında 1321 de Orhan Bey zamanında Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Mondros Mütarekesine kadar Osmanlı egemenliğinde kalmış olan Mudanya, 25 Haziran 1920 günü İngiliz istilasına uğramış, çok küçük bir direniş karşısında İngilizler işgalden vazgeçmişlerdir. Bu hareketten 11 gün sonra, 6 Temmuz 1920 tarihinde bu defa Yunanistan tarafından işgal edilmiş, 12 Eylül 1922 tarihinde Türk Ordusu bu istilaya son vermiştir.
Tarihimizde önemli bir yeri olan Mudanya Mütarekesi 11 Ekim 1922 tarihinde Mudanya’da imzalanmıştır.

2-Coğrafyası:

        Mudanya, Marmara Bölgesinde 28-29 boylam, 40 - 41 enlemleri arasında bulunmaktadır. Doğusunda Gemlik, Batısında Karacabey İlçeleri, Güneyinde Bursa, Kuzeyinde Gemlik Körfezi yer almaktadır.Gemlik’ten başlayıp Esence Körfezine kadar uzanan Mudanya Dağları, Bursa Ovası ile Marmara Denizi arasında bir set teşkil etmektedir. En yüksek tepe 600 m. yüksekliği olan Üsküp Tepesi, belli başlı akarsuyu Nilüfer Çayıdır. Arazi engebeli bir yapıya sahip olup,  sahil uzunluğu : 55 Km., Yüzölçümü : 346 km2 dir.İlçede Akdeniz iklimi özelliği görülür. Yazları çok sıcak olmamakla beraber kurak geçer. Kışları ılık ve yağışlıdır. Yıllık ortalama sıcaklığı 16.7, en yüksek sıcaklık 34.3, en düşük sıcaklık -6 derecedir. En soğuk ay  Şubat Ay’ı, en sıcak ay Ağustos Ay’ıdır. Yıllık yağış miktarı 614 mm. dir.

Kaynak: www.mudanya.gov.tr

 
 

Mudanya'nın tarihi evleri

 

Cumbalı evler

 

Mütareke Evi

19.’uncu yüzyıl sonlarının mimari yapısı olan bu tarihi binanın arsa alanı 800 m2 olup, bina alanı 400 m2’dir. Rus asıllı Aleksandr Ganyanov'a ait ev, daha sonraları Mudanya’lı hayırsever iş adamı Hayri İpar tarafından satın alınarak onarılmış ve 1937 yılında Mudanya Belediyesine bağlı bir müzeye dönüştürülmüştür. 1959 yılında ise Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü'ne devredilmiştir. Bodrum ve çatı katının dışında iki katlı olan ahşap evin 13 odası ve 2 büyük salonu vardır. Birinci katında; mütarekenin imzalandığı salon ve İsmet Paşa'nın çalışma odası ve ayrıca bu odada İsmet Paşa’nın kızgın olduğu bir anda, yumruğuyla ikiye böldüğü mermer masa, üst katta ise İsmet Paşa ve yaverlerinin yatak odaları yer almaktadır.

Kaynak: www.mudanya.gov.tr

 

Mütareke Evi

 
 

Bir müddet kendimiz gezdikten sonra bir gezi grubuna denk geldik. Başlarındaki rehber Mudanya hakkında bilgiler veriyordu. Truva gezimizde yaptığımız gibi gruba sızdık ve bedava rehberlik hizmeti aldık. Rehberimiz önemli evleri, onların özelliklerini teker teker anlattı. Giritlilerin oturduğu mahalledeki evleri gösterdi. Bir çok ev bakımsızlıktan kötü durumdaydı. Bölge sit alanı ilan edildiğinden evlere izinsiz tek bir çivi bile çakılamıyor. Bu yüzden ev sahipleri restorasyon çok pahalı olduğundan  ya evlerini terk ediyorlar ya da bir şekilde yıkılmasını sağlıyorlarmış. Tarihi evlerin arasında çirkin, beton evlere de rastladık. 

 

Selçuk gruba sızarken

 
 

Saçaklardaki ince işçiliğe dikkatinizi çekerim

 

Bir çok evin girişleri ve tavanları çok süslüydü

 
 
 
 
 

Rehberimiz

 
 
 

Hobbitlerin evi

 

Son olarak Mütareke Evi'ni gezdik. Sadece giriş bölümünü gezebiliyorsunuz. Bu bölümde İsmet Paşa'nın çalışma odası ve mütarekenin yapıldığı salon bulunmakta. Duvarlarını ise o devirde çekilmiş fotoğraflar süslemekte. Fotoğraf çekmek nedense yasaktı. O yüzden size evin içini gösteremiyorum.

Sahildeki çay bahçelerinden birine oturup ıhlamur içtik. Ama gelen ıhlamur ne yazık ki sallama çıktı. Siz siz olun sipariş verirken sallama olup olmadığını sorun. Çay bahçesi olduğundan sallama getireceklerini düşünmemiştim. Zaten limonataları da yoktu :).

Biz bir yandan ıhlamurlarımızı içip bir yandan da güneşlenirken bir başka grup da harıl harıl fotoğraf çekiyordu. Muhtemelen bir fotoğraf kulübü gezi düzenlemiş Mudurnu'ya. Herkeste son model digital SLR lar ve güzel objektifler vardı. Onları görünce benim de canım çekti. Keşke 350D yi yanıma alsaymışım diye hayıflandım. 17-40mm lens, tarihi evleri ve sokakları çekerken çok işime yarardı.

 

Çay bahçesinde keyif yaptık

 

On ikiye doğru Mudanya'dan ayrıldık. Bursa'da İskender yeme planımızı Orhangazi'de mantı şeklinde revize ettik. Bursa'ya inmeden sahilden Gemlik'e doğru yola koyulduk. Virajlı ve manzaralı bir yoldan sonra Gemlik'e vardık. Oradan anayola bağlanıp Orhangazi'ye doğru gaz açtık. Yolda benzin aldım. Bu vesileyle 15:15 feribotunun iptal olduğunu ve ondan önceki feribotun saat 14:00'da olduğunu öğrendik. Bir hesap yapıp hızımızı arttırdık.

Orhangazi'de anayol üstünde Yalova'ya giderken sol kolda olan Orhan'ın Yeri adlı lokantaya girdik. Selçuk daha önce burada mantı yemiş ve çok beğenmiş. Hem mantı hem de sac tava yedik. İkisi de çok güzeldi. Üzerine de bu lokantanın kendi icadı olan "Dualı Tatlı" yedik. Bir tür sütlü tatlı. Tadı hem muhallebiye hem kazandibine hem de tavuk göğsüne benziyor. Yemeniz lazım çok nefis bir tatlı.

 

Mudanya - Gemlik arası

 

Yemekten sonra hızlı bir tempo ile Yalova'ya vardık. Nasıl olduysa bir radarı da atlattık. Feribota binip eve doğru yola koyulduk. Zaten feribotlu gezilerde feribota binince gezi bitmiş oluyor. Yaklaşık 260 km'lik kompakt sayılabilecek bir gezi yapmıştık.

 

Eve dönüş

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.

Haber Tarihi: 18 Aralık 2006

Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.