Truva

19 Mart 2006
 

Geçtiğimiz Mart ayında Çanakkale'ye gitmiştim. Dönüşte uğradığımız Truva'nın fotoğraflarını ise şimdi yayınlıyorum. Tırnak içindeki ifadeler gezdiğimiz yerlerdeki bilgi panolarından alınmıştır.

Hava 18 Mart'ın aksine günlük güneşlikti. Şansımıza kazı alanında bir rehber grubuyla karşılaştık. Bu sezon için eğitim alıyorlardı. Başlarındaki tecrübeli rehber nerede ne söylemeleri gerektiğini anlatıyordu. Benim için çok bilgilendirici oldu. Rehberlerin peşine takılıp, ören alanını onlarla gezdim.

Gelelim Truva'ya. Eski Yunanca Troya (Τροία Troia) veya İlion (Ίλιον),Latince Troia veya Ilium. Homer tarafından yazıldığı sanılan iki manzum destandan biri olan İlyada'da bahsi geçen Troya savaşına geçtiği antik yerleşimin adı olup bugün antik İda Dağı'nın (Kaz Dağı) eteklerinde Çanakkale ili sınırları içersinde yer almaktadır.

Bugünkü Hisarlık (39°58′N 26°13′E) mevkinde 1870lerde Alman arkeolog Heinrich Schliemann tarafından keşfedilen antik şehrin kalıntılarının, zamanla pek çok katmandan oluştuğu ve Homerik Troya'nın 7.katman olduğu anlaşılmıştır.

Troyalılar, Sardis kökenli Herakleid hanedanının yerine geçmiş ve Anadolu'yu 505 yıl boyunca Lidya krallığı Candaules (MÖ 735-718)dönemine dek yönetmişlerdir. İonlar, Kimmerler, Frigyalılar, Miletliler onlardan sonra Anadolu'da yayılmış, ardından MÖ 546 yılında Pers istilası gelmiştir.

 

Truva Atımız

 

Selçuk Akan

 

Adaşlar

 

Atın içi bizim okulun sıralarına benziyor: Tamamen yazılı

 

Truva Maketi

 

Değme marangozların elinden çıkan at

 
Pithos Bahçesi 

"Büyük, fıçıya benzer stoklama kapları, Akdeniz ve Yakın Doğuda, tarih öncesi dönemden beri en eski keramik formları olarak ortaya çıkmıştır. Bu kaplar, özellikle hem zeytinyağı, şarap ve tahılın güvenli, serin bir biçimde depolanması ve taşınmasına yarıyorlar hem de keramik sevkiyatlarında gemilerde nakliye kapları olarak kullanılıyorlardı. Genellikle insan boyunda ve kalın duvarlıözel depolama mekanlarında, toprağa gömülü olan bu pithosların, bulunan örneklerin pek çoğunda, bu nedenle sabit ayaklar yoktur. Kullanılmayan pithoslar ya kuyu ağızlarının yükseltilmesinde, ya da İlk Tunç Çağında saptandığı gibi, gömülerde kullanılıyordu."

 

Pithos Bahçesi

 

Pithos Bahçesi

 
 

Selçuk ile

 

Truva’nın Anıt Taşı

"Troas’dan gelen bu büyük granit taş bloğu (20 ton), demirin bilinmediği bir zamanda (Tunç Çağı) Truva’nın yontma yapı taşlarını kullanan, Asya ile Avrupa arasındaki sınır bölgesinde bulunan ilk yerlerden biri olduğunu hatırlatmalıdır. Bunun en eski örnekleri Megaron IIA’nın (yaklaşık MÖ 2500) giriş holünün taşlarında, daha başkalarını ise Truva VI kalesi ve saraylarının “iyi işlenmiş taşları içerisinde” ve aynı zamanda Truva VI ve VIIa (MÖ 2000) aşağı şehrinin bazı yapılarında görebilirsiniz. Truv, sadece metalurji seramik üretimi ve sosyal yapı açısından değil, aynı zamanda miimari açıdan da o zamana göre dikkat çeken bir yerdi."

 

Anıt Taşı

 
 
 

Doğu Duvarı

"Truva VIII-X (MÖ 3.yy – MS 500) dönemine ait Yunan-Roma Çağı tapınak alanının, çevre duvarı kalıntıları görülebilir. Tamamı 550 metre olan Truva VI surunun sadece 330 metrelik bölümü günümüze ulaşmıştır. Sur kireç taşı bloklarından oluşmaktadır. Duvar dikey girintilerle testere dişi biçiminde örülmüştür. Bunlar üstteki yapının ahşap konstrüksiyonunun köşelerini oluşturmaktadır. Surun içe doğru eğimli alt bölümünün yüksekliği 6 metre genişliği ise 4,5-5 metreyi bulmaktadır. Günümüze ulaşmamış üst yapı ise 3-4 metre yüksekliğinde olmalıydı. Bu üst yapının yapı malzemelerini ahşap kalasların yanı sıra kerpiç de oluşturmaktaydı. Bu kerpiç kesim daha sonra, yerini ince bir taş duvara bırakmıştır. Üst üste binmiş iki duvarın olduğu yerde kale girişi bulunmaktaydı. Helenistik Çağ’da, girişin doğu duvarı kesimli, bunun hemen üstündeki tapınak alanının, destek ve temel duvarları inşa edilmiştir.

 

Doğu Duvarı

 

Doğu Duvarı

 

Aktif kazı alanı

 
 

Truva Savaşı

Akhaia'lılarla Truva şehri halkının yaptığı savaş. İliada'da ve diğer eskiçağ şiirlerinde efsanevi ve şiirsel bir anlatımla dile getirilmiştir. Bu savaş. Truva kralı Priamos'un oğlu Paris'in, Menelaos'un karısı Helena'yı kaçırması yüzünden çıktı ve on yıl sürdü.

Akhaia'lı ve Aiolis'li yunanlı önderler, Agamemnon'un kumandasında, denizden Truva ülkesine çıktılar. Aralarında Aias, Akhilleus, Diomedes, Odysseus, Nestor ile Philoktetes vardı. Truva'nın başlıca kahramanları Hektor ile Aineias idi. Uzayıp giden ve daha çok mahalli çatışmalara yol açan kuşatmanın sonuna doğru Akhilleus savaştan çekildi. Bu durum Akhaia'lıların az sonraki girişimini boşa çıkaracaktı. Fakat Odysseus, Yunanlıları, tahtadan bir at yapmaya ve içinde savaşçılar gizlemeye razı etti. Yunanlılar gemilerine biner gibi yaptılar.

Truvalılar atı çekinmeden şehre soktu; gece olunca Yunanlılar attan çıktılar ve geri dönmüş olan yurttaşlarına şehrin kapılarını açtılar, şehri yakıp yıktılar. Aineias hayatta kalabilen birkaç kişiyle kaçabildi. Destan geleneğine dayanan efsane budur. Truva harabelerinin bulunması, bu efsaneyi doğruladı. Gerçekten de, M.Ö. 2000'e doğru Yunanlılar, Hellespontos geçidini elinde tutan ve geçiş iznini büyük bir para karşılığında veren Truva ile çatışıyordu. Altın, demir ve bronzdan yana zengin olan Truva, Aiolis'liler ile Dardania'lılar için çekici bir av durumundaydı.

1190-1180'e doğru, Agamennon'un işareti üzerine bütün Akhaia kuvvetleri toplandı. Truva ise Trakyalılarla Asyalıların yardımından yararlanıyordu. Savaşın amansızlığı iktisadi çıkarların büyüklüğünden ileri gelir. Şehir, kıyıda kamp kuran ve Limni adasından (Lemnos) beslenen Akhaia'lılar tarafından saldırılara uğradı.

Sağlamca tahkim edilmiş olduğu için yenilmesi imkânsız gibi görünüyordu: buna rağmen açlık ve umutsuzluğa dayanamadı. Akhaia'lılar saldırıya geçti, hazineleri ve kadınları götürdü, götüremediklerini de yaktı. Truva ile birlikte, Akhaia'nın genişlemesini durduran engel de ortadan kalkmış oldu.

Kaynak: www.turkcebilgi.com

 

Truva Savaşı'nın yapıldığı alan

 

Eskiden deniz daha yakınmış

 
 
 
 

Truva II - III dönemi kale duvarı ve kullanılan temel taşları

 

Savunma Duvarı

"Burada erken ve orta Truva I dönemlerine ait savunma duvarının bir bölümüyle, bu döneme ait güney girişinin arkasındaki kuleye benzeyen çıkıntıyı görmektesiniz.

Truva I yerleşmesi, hemen anakayanın üzerine kurulmuştur. 4 metrelik kalıntı dolgusu, buradaki uzun bir yerleşim sürecine işaret etmektedir. Hafif içeriye doğru eğimli savunma duvarı, 90 metre çapındaki bir yerleşmeyi çevrelemekte idi."

 

Savunma duvarı

 
 

Schliemann Yarması

"Schliemann, ilk üç kazı mevsiminde, höyüğün ortasından geçen, 40 metre genişliğinde ve 17 metre derinliğindeki kuzey-güney yarmasını açmıştır. “Deneme kazısı” olan bu çalışmalarla ana kayaya kadar inilmiştir. Schliemann bu yöntemle Priamos Kalesini bulacağını umuyordu. Ancak bu çalışmalar sırasında, üst tabakalardaki önemli yapı kalıntıları, kısmen ya da tamamen tahrip edilmiştir. Yarmanın tabanında, gördüğünüz Truva I  evrelerine ait (MÖ 2920) duvar kalıntıları bulunmuştur.

İlk kez 30’lu yıllardaki Amerikan kazılarında ve 1988’den beri sürdürülen kazı çalışmalarıylaTruva I dönemi ayrıntılı biçimde araştırılmıştır."

 

Schliemann Yarması

 
 

Truva’nın Tabakaları

"Hisarlık Höyüğü farklı bir çok etmenin bir araya gelmesiyle oluşmuştur:

  1. Elverişli konumu nedeniyle burada 3000 yıl boyunca sürekli yerleşilmiştir.
  2. Ev duvarlarının yapımı sırasında, güneşte kurutulmuş kerpiç kullanılmıştır. Doğu ülkelerinde yaygın olan bu yapı malzemesi, Avrupa’da pek bilinmez. Yeni binaların yapımı sırasında eski evlerdeki kerpiçler bir önem taşımazdı. Bu nedenle, bir önceki yerleşmenin kalıntıları, yenilerine yer açmak için düzeltilir ve böylece yerleşilen alan da giderek yükselirdi. Arkeolog, bu çeşit yerleşmelerde, yeni ve eski buluntuları birbirinden ayırt etme şansına sahip olmaktadır. Hisarlık tepesinin 7 yerleşme katı 41 yapı evresinden oluşmuştur. Bu tabakaların üstünde ise Yunan ve Roma dönemi kalıntıları yer alır. Böylece 15 metre yüksekliğinde topraktan bir tepe meydana gelmiştir."
 

Tabakalar

 

Kuyu

 

Rampa

"Fotoğrafta Truva II kalesine ait, kısmen restore edilmiş rampa ve savunma duvarını görmektesiniz. Truva II, Truva Ia-Ie kalıntılarının üzerine yapılmış olup, 8 yapı evresine sahiptir. Savunma duvarı zaman içinde, kaleyi büyütmek için genişletilmiştir. Eski kalıntıların üstündeki yeni yapıları ve kısmen kapatılmışduvarları görmek mümkündür. Uzunluğu yaklaşık 330 metre ve genişliği 4 metre olan IIc dönemi surunun, kireç taşından bir temeli ve kerpiçten yapılmış bir üst bölümü vardır. Bu sur yaklaşık 8800 metrekarelik bir alanı çevrelemektedir."

 

Rampa

 
 

Kutsal alan

 

Kutsal alan

 
 

Kaynak Mağarası

"1997-2001 yılları arasında, aşağı şehrin güneybatısındaki alanda, yapay olarak açılmış üç ayrı kolu olan, yaklaşık 160 metre uzunluğundaki kaynak mağarası kazılmıştır. Tünel sistemlerinin bazı bölümleri MÖ 3000 yılana tarihlenmektedir. Silisli tortunun tarihlenmesi Uranyum/Thorium yöntemiyle yapılmıştır. MÖ 2.binde yaklaşık 1000 yıl varolan bu sistem yerin altındaki geçiş/yol (tünel) (KASKAL.KUR) olarak yorumlanmaktadır. Suyla bağlantılı söz konusu bu tanrı KASKAL.KUR, MÖ 1280’de Hitit büyük kralı II.Muwatalli ve Wilusa kralı Alaksandu arasında yapılan antlaşmada, Wilusatarafının “Yemin Tanrısı” olarak anılmaktadır. Böylece Apalluna (Apollon?) nın yanı sıra bir başka Wilusa kent tanrısının varlığını da öne sürebiliriz.

Kayanın içinde, doğuya doğru ilerleyen tünel sistemi, yüzeyden başlayıp mağaranın için 17 metreye kadar dikey inen dört kuyuya da işaret etmektedir.

Mağara girişindeki koruma amaçlı yapılmış set, tarih öncesine ait mağaranın boyutlarını bize göstermektedir. Küçük bir kanal mağaranın önünde bulunan kaya oyulmuş yıkamam teknelerine su getirmekteydi."

 

Kaynak Mağarası

 

Kaynak Mağarası

 

Odeon

 

Odeon

 
 

Truva Meşesi

 

Ören bölgesi girişi

 

Atlarımız bizi dışarıda beklerken

 

Diğer gezi hikayeleri için buraya tıklayın.
 

Haber Tarihi: 15 Ağustos 2006


Copyright © Kayıhan Zeybek.
 Her hakkı saklıdır. Bu sitedeki fotoğraf ve yazılar izin alınmadan ya da kaynak gösterilmeden kullanılamaz.