KAYI'NIN SEYİR DEFTERİ

12 Ocak 2009, Pazartesi

Yeni Başlangıçlar

Yalnız geçen bayramdan sonra, bazı şeyleri düşünmek için her şeyden uzaklaşma ihtiyacı hissettim. Volkan ile Skype'dan konuşurken yılbaşında ne yaptığını sordum. Müsaitseniz size uğramak istiyorum deyince kadim dostum seve seve dedi. Yirmi dakika sonra bu sefer Volkan'a mail atıyordum: "Biletimi aldım Cuma günü Bremen'deyim. Buradan bir isteğin var mı?" Böylece bir hafta sürecek Almanya seyahatim planlanmış oldu.

26 Aralık - 2 Ocak arasını Bremen'de dostlarımın yanında geçirdim. Buz gibi Almanya'da gezdik, yedik, içtik, eğlendik. Alışveriş yalan oldu çünkü kur yükseldiği için adamların outlet mağazaları bizim normal mağazalardan pahalı hale gelmişti. Sabahları erken kalkıp bol bol okudum, geceleri de  çatı katındaki odamda, yatağımın üstündeki camdan yıldızlara bakıp kafamdaki düşünceleri toparlamaya çalıştım. Hem bu yılın muhasebesini yaptım hem de yeni yıldan neler beklediğimi düşündüm. 2008 benim için pek verimli geçmemişti. Umudum sensin 2009. Zaten umut değil mi bizi hayata bağlayan?

Yeni yıla Volkan ile Bremen'de Marktplatz denen eski şehrin meydanında girdik. Havai fişekler göğü aydınlatırken kulaklarımızı da şişiriyordu. Hatta düşen parçalardan biri burnumu yaktı. Eksi sekizde pek anlamadım ama eve gidip burnuma kan yürüyünce hafiften sızlama başladı. Almanya ile ilgili yol hikayesini  yakında yazarım. Bu aralar biraz vakit problemim var.

Almanya dönüşü ayağımın tozuyla Yonca maçına çıktım. Üstelik evrakları son dakikada yetiştirebilmiştik. Antrenmansız olmamıza rağmen rakibi ikinci yarıdaki oyunumuzla yendik. Ayrıntılar Yonca günlüğünde. Günlükleri karıştırmayalım birbirine.

Bu arada HaTiCe'ye kardeş geldi. Tuğrul'a aldığım HTC HD Almanca çıkınca (Almanya'dan alırsan başka ne çıkabilir) bana kaldı. Rom güncelleme için bakınıyorum ama Tuğrul pek oralı değil. Çift HaTiCe geziyorum şimdilik. Ama bu HD de çok güzelmiş hani. Zaten gözüm kalmıştı. Yakında bir inceleme yazısı yazar siteye koyarım.

Hillside'da üçüncü pota da açıldı. Çember ve zemin sert geldi. Bir maç yaptık ama Alp de ben de beğenmedik. Jordan'ın kolları altında oynamaya devam. Ama yeni potaya olduğum yerden  basmayı da ihmal etmedim. Tanısın beni, hem biraz yumuşaması lazım.

Geçtiğimiz Cumartesi benim için önemli bir gün oldu. Yıldızlardan birine uzanmış ama dokunamamıştım. Gerçi tekrar uzanmak için önüme bir engel de konmamıştı. İçimde hala bir umut vardı ve bu benim mutsuz hissetmeme engel oluyordu.

Akşam  Hillside'in kulüp gecesine katıldım. 3 senedir üyeyim bari bu sene gideyim diye düşündüm. Ha esas gitme nedenim bu değildi tabi. Evet yine yıldızımı bekledim bu gürültülü, dumanlı ortamda. Kafa başka yerde olunca da Kayı pek eğlenemiyor. Eve gelip üzerimdeki sigara dumanından kurtulmak için duşa girdim. Enteresan bir şekilde Pazar sabahı yine sekiz buçukta dikildim. Gündüzleri uyuyamıyorum. Evet ben gündüz insanıyım. Dörtte de yatsam en geç sekiz buçuk, dokuzda ayaktayım. Kışı biraz da ondan sevmiyorum sanırım. Günler çok kısa, bana yetmiyor.