KAYI'NIN SEYİR DEFTERİ

 

03 Ağustos 2008

Bir yaşıma daha girdim

Doğum günüm olan 24 Temmuz'da güzel bir sürpriz yaşayınca bir yaşıma daha girdim. Böylece bu sene iki yaş birden ihtiyarladım :). Sürprizlere pek alışık olmadığım için hem şaşırdım hem de duygulandım. Biraz da üzüldüm aslında. 

25-28 Temmuz arası çoktandır düşündüğüm Kastamonu-Sinop gezisini Alp ile gerçekleştirdim. Oldukça macera dolu bir gezi oldu. Yediğim trafik cezası içime oturduysa da yöresel yemekleri mideme indirmeme engel olmadı. Gittiğimiz her yerde hep yöresel lezzetlerin peşine düştük. Bazen bu gurme merakı yüzünden ziftli, mıcırlı yollara girmek zorunda  kaldık. GSA'nın San Diego şubesi olan  "İsocan The Şuursuz" da dürtmeleriyle bize bu gezide yanımızda olduğunu hatırlattı.

Yağmur çamur demedik 1600km'yi tamamlayıp sağ salim İstanbul'a döndük. Mü acaba? Benim motosiklette müzik dinleme merakım bu sefer başıma daha doğrusu kulağıma iş açtı. Sol kulağım, kulaklık yüzünden yara oldu ve bir yerden (Sinop'taki otelin havuzundan şüpheleniyorum) mikrop kaparak dış kulak iltihabı meydana geldi. Hafta sonunu evde kocaman olan (Mr Spock vari) ve  ağrıyan kulağımla geçirdim. İki gün uyutmadı beni. Neyse ki bu sabah itibariyle durumu iyi. Hem eski şekline geldi hem de ağrısı hafifledi. Ayrıca yine stereo olarak duyabiliyorum.

Aslında hafta sonu sürekli yatmadım. Cumartesi sabah bisiklete bindim. İkindide yoncimik Harun'un nikahına katıldım. Kendisine bir kez de buradan mutluluklar dileyeyim. Nikahtan sonra eve geldim ve bulaşık eldivenlerini takıp Erfelek-Taşköprü arasındaki ziftli yolda kirlenen Buke'ye giriştim.  Elimde iki tane Bauhaus'tan alınma katran-zift temizleme spreyim vardı.  Ne zor bir şeymiş bu zifti çıkarmak. Geçen sene (Yine Kastamonu'da ziftlenmişti) yıkamacıya vermiştim, mazot ile temizlemişlerdi. Ama Buke iki hafta mazot kokmuş, balatalar da bir ay ses yapmıştı. En azından tekerleri ve boyalı kısımları ben temizleyeyim diye düşündüm. Uğraş uğraş iki tüp bitti ama sadece benzin deposu ve sele kısmını temizleyebilmiştim.

Pazar günü  Alp'in ses sistemini bağladım. Daha önce aldığımız JBL ES90 ön kolonların yanına yine JBL ES serisi Center'ı, Surround'ları ve Subwoofer'i alıp bağladık. Üzerine de Er Ryan'ı koyup Normandiya Çıkartması sahnesini açtık. Ev tek kelimeyle yıkıldı. Bir ara baktım SW'nin titreşiminden avize sallanıyor. Herkes ses sisteminin performansından çok memnun kaldı. Komşuları bilemeyeceğim :).

Alp'ten dönüşte   Bauhaus'a uğradım.  Bu sefer sprey yerine kandil yağı (gaz yağı) aldım. O da ne mucize gibi bir şeymiş bu. Beze döküp siliyorum zift kayboluyor. Mazottan bile etkili hem de kokmuyor. Motorun el giren her yerini cillop gibi yaptım ama bazı yerlere el girmiyor ayrıca hava kararıyordu. Onları da haftaya halledeceğim. Muhtemelen kandil yağını bir fısfıs şişesine koyup el girmeyen yerlere püskürtür fırçalarım.

Bu Pazar Buke ile Bursa'ya gitmeyi düşünüyorum. Ama önce şu kulaklık olayına bir çare bulmam lazım. Nedir bu kulaklıklardan çektiğim. Zaten bir ben bir de Neslihan :). Herkese sağlıklı çalışan, kulakları ağrıtmayan ve bol bas üreten kulaklıklar diliyorum.

Şu an kulaklarımı dinlendirdiğim için ayın şarkısı yok :).