KAYI'NIN SEYİR DEFTERİ

 

23 Ağustos 2010

Trafik Kültürü

Dün Buke ile Hillside'dan eve dönüyordum. İftara az bir süre kalmıştı ama Pazar gününün etkisinden olsa gerek Atatürk Caddesi bomboştu. Manolya Pastanesinin önündeki ışıklardan sola dönerken aklıma profiteroller geldi. Hiç yediniz mi bilmiyorum ama bu pastanenin profiterollerini çok seviyorum. Bir arabanın yanından geçerken "Kardeşim farlarını kapasana" diye bir ses duydum. Başımı çevirip hafifçe eğildim  ve "bana mı söylüyorsunuz" diye sürücüye seslendim. "Evet kardeşim, farın gözümü alıyor kapasana onu" diye bir cevap geldi. Önce bir insan bu kadar geri zekalı olabilir mi diye düşündüm. Şöyle bir çevreme bakındım; sağda solda gizli kamera aradı gözlerim. "Sen niye açık gidiyorsun o zaman" diye seslendim. Işık yanınca da oradan ayrıldım.

Ne yazık ki trafikte motosiklet kullanıcılarına karşı bir tahammülsüzlük, bir kıskançlık var. En basiti kavşaklardaki yol üstünlüğünü bilmiyorlar, bilseler de uygulamıyorlar. Trafikte motorların üstüne üstüne geliyorlar. Çoğu sürücü önünde bir motosiklet gitmesine tahammül edemiyor. O aradaki boşluğu doldurmak istiyor ve sizin sağınızdan geçip üzerinize kırıyorlar sonra da fren yapıyorlar. Çok şeritli yollarda en sağ şerit motosikletler için çok tehlikeli. Son anda kavşağa girmeye karar veren otomobiller yüzünden bir çok motosiklet sürücüsü tehdit altında.

Sürücüler böyle pervasız davranırken devletimiz farklı mı sanki? Ne demişler, insanlar hak ettikleri gibi yönetilirler. Bizi yönetenlerin de insan hayatına verdiği değer ortada zaten. Daha yeni kavşak sulaması nedeniyle  motosikletini yatıran bir vatandaş hayatını kaybetti. Belediye yeşil alan sulaması yapıyor ama kavşak göl oluyor. Çok mu zor o fıskiyeleri ayarlamak merak ediyorum. Ayrıca trafik bariyerleri motosiklet sürücülerinin bir numaralı katili. Motosiklet dostu bariyer yapmayı (en azından virajlara) bu devlet neden hiç düşünmüyor. Motosikletlerin şehirler arası yollarda hız sınırı hala 70km/sa. Otobanda ise 80km/sa. Bu fi tarihinden kalma yönetmelik yüzünden, hız sınırları motosikletlerden daha yüksek olan kamyon ve otobüslerin arasında kalıyoruz. Ha uyguluyor musun derseniz hayır. Ben canımı sokakta bulmadım. Ama devletin polisi de gelip bana 91km/sa ile radara girdiniz deyince benim şalter atıyor. Polisle tartışınca da arkadaşlar şuur eksikliğimden dem vuruyorlar. 

Ne yazık ki millet olarak trafik kültürümüz Avrupa'nın ve Amerika'nın çok gerisinde. Türkiye'nin Kore Savaşındaki ilk şehitlerini trafik kazasında verdiğini söylesem konu daha iyi anlaşılır sanırım. Üstelik bu trafik kültürünün genel kültürle de alakası yok. Çok eğitimli dediğiniz insanlar bile bir çok şeyi yanlış yapıyorlar ve yanlış yaptıklarının farkında bile değiller. Zaten en büyük sorun da oradan çıkıyor. Tanıdığım bir öğretim üyesi arkada oturan çocuklarının kemerini takmazdı. Halbuki çocuklarımız bizim en kıymetli varlıklarımız.

Sonuç olarak oruç oruç adam beni sinirlendirdi. Sis farlarım takılı olsaydı arkasına geçip onları da açacaktım. Bilmiyor ki çoğu motorun farı kontağa bağlıdır. Motor çalışınca far da otomatik çalışır, isteseniz de kapanmaz. Bilmiyor ki gündüzleri far yakmak görünürlüğü önemli ölçüde arttırır. Hele ki ülkemizde trafikte zaten görülmeyen motosikletler için açık far olmazsa olmazdır.

 

Share |