KAYI'NIN SEYİR DEFTERİ

 

18 03 2011

Hillsider Basketbol Turnuvası İzlenimleri

Turnuvaya 16 takım kayıt yaptırmış. Hatta takımlardan biri de (Trio) Hillside çalışanlarından oluşuyor: Ant, Nezih, Erhan, Çetin. 14 Mart Pazartesi akşamı, iki maç üst üste yaptık. İlk maçı Arda, Baki, Serkan üçlüsüne karşı oynadık ve rahat kazandık. Sonraki maçta, Berkan savunmaya fazla takılmayınca, maç bir ara kafa kafaya geldiyse de maçın sonunu iyi oynayıp bunu da kazandık. Diğer rakip gelmeyince  grup lideri olarak çeyrek finale kalmış olduk. Yalnız Pehliones'ı bir sürpriz bekliyordu. Dün asılan listeye göre çeyrek ve yarı final maçları Cumartesi günü oynanacakmış. Hillside tarihinde bu bir ilk. Şimdiye kadar yapılan bütün turnuvalarda finaller hep Pazartesi ve Salı günleri yapılmıştı. Hafta sonu herkesin içi gücü oluyor. Misal Gürcan'ın okulu var. Mecburen onu takımdan çıkarmak zorunda kaldık. Selim yeni PehliOne oldu. Eh takımına da yakıştı doğrusu.

Diğer yandan organizasyon ağır aksak ilerliyor. Kim hangi grupta belli değil. Halbuki liste en başta bellidir. Takımların oynayacağı maçlar ve günler belli. Turnuva başlarken grup maçları şu tarihlerde, çeyrek finaller, yarı finaller şu tarihlerde oynanacak denilseydi herkes işini gücünü ona göre ayarlardı. Dün epey kulis çalışması yapılmasına rağmen bu tarihler değişmedi. Neymiş afişe 11-21 Mart arası denmiş ve 21 Mart için kokteyl ayarlanmış. Ben şunu anlamıyorum. Öncelikle yapılan turnuva mı önemli yoksa turnuva sonunda yapılacak olan kokteyl mi? Şimdi biz oyunculara sorsanız "Kokteyli falan boş verin, Pazartesi çeyrek ve yarı finalleri oynayalım; Salı günü de final maçı yapılsın" deriz. Sonuçta bu turnuvayı üyeler için yapmıyor musunuz, o zaman üyelerin istediklerini niye dikkate almıyorsunuz? Orada iki ödül verilecek, fotoğraf çekilecek, millet iki kraker yiyecek diye esas gönlü hoş tutulması gereken bizler mağdur ediliyoruz.

Dün yapılan grup maçında Mertoller (Mertol-Selçuk-Emrah-Emrah) uzun Gürcanlara (Gürcan-Gürsu-Can-Türemen) karşı oynadı. Benim umduğum gibi maç yakın geçti. Bir çok kişinin aksine ben Mertollerin Gürcanları yenebilecek güçte olduğunu düşünüyordum. Ama yapılan basit top kayıpları ve Gürcanın pota altında durdurulamayan basket faulleri sonucu maçı 21-18 kaybettiler.

Biz A grubunu birinci bitirdik ve B grubunun ikinci ile oynayacağız. B grubunda iki takım çekildiği için yapılan tek maç grup liderini belirledi. Trio, çok zor da olsa rakiplerini yenip bizim gazabımızdan kurtuldular. Özellikle son iki dakikada hocalar bir sayı öndeyken rakip faul problemi yüzünden 2 kişi kaldığı halde maçın uzatmaya gitmesi çok manidardı. 20 dakikalık maçın uzatmasının 5 dakika olmasını da ben yadırgadım açıkçası. Maçın unutulmaz anı ise Nezih'in yaptığı smaç ile çemberi eline almasıydı. Evet Nezih Hoca çemberi tutan cıvataları kırarak elinde çember yere yuvarlandı. Neyse ki ufak tefek ezikler haricinde bir sıkıntı olmadı.

Çemberlerden biri kırılınca sonraki maçlar mecburen tek potaya döndü. Ben Berkan ile koşu bandında bir süre koştuktan sonra diğer maçlara bakmak için sahaya geri döndüm. O sırada Serkan, Hakan, Yiğit ve Serhat'tan oluşan takım boy ortalaması 1.70cm olan bir takıma 3 sayı ile yeniliyorlardı. Süre de epey azalmıştı. Karşılıklı atılan basketlerle maçı ufaklıklar kazandı. Berkan'ın yorumu süperdi: "Ya bu adamların üçünü üst üste koy Hakan'ın (Hakan, Oğuz Savaş'ın ağabeyi) boyunu geçmez. Hani çift pota olsa adamlar hızlı mızlı anlarım da, tek potada nasıl bu takıma yenildiler anlayamadım" dedi ve Recep İvedik kahkahasını koyuverdi. Demek ki kimseyi hafife almayacaksın.

Yarın eğlenceli Çeyrek Final maçları bizi bekliyor. Umarım potayı tamir ederler de çift pota oynamaya devam ederiz.

 
 

Share |