Seyir Defteri

 

03 06 2013

#direngeziparki

Olayların başlangıç nedeni - ilk kıvılcım: Taksim'in yayalaştırılması projesi dahilinde Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nın yeniden inşa edilerek; (Tamamen yıkılmış bir yapıyı, üstelik İstanbul'un tarihi ve mimari dokusu açısından çok da önem arz etmezken neden aynı şekilde inşa edersiniz?) AVM, müze, birkaç dükkan, opera binası, kültür merkezi (ne olacağını belediye ya da hükümet de bilmiyor) şıklarından biri yapılmasını protesto eden bir grup genç insanımıza; şafak vakti orantısız güç kullanılarak  (New York'taki Occupy Wall Street gösterilerinin gece yarısı operasyonu ile buldozerlerin parka girip çadırları dağıtmasına benzer şekilde) müdahale edilmesi.

Gençlerin sokağa çıkma nedeni: Başbakan Erdoğan'ın otoriter tavrı ve kullandığı üslup (Yunus Emre ne güzel söylemiş: Söz ola kese savaşı, söz ola bitire başı!)

Kim bu gençler: Öncelikle başbakanın dediği gibi belli bir siyasi parti mensubu veya yandaşı değil, dış mihraklar hiç değil (olsa olsa üç beş çapulcu). Direnişçilerin büyük çoğunluğu 30 yaşın altında. İki, üç ağaç için değil, özgürlükleri ve kırılan onurları için oradalar. Sosyal medyayı sonuna kadar kullanıyorlar. Bakanından başbakanına kadar sosyal medyaya (Facebook ve Twitter'ı biliyorlar şimdilik) tu kaka diyenlerin ki hepsinin Twitter hesapları, Facebook sayfaları var yani bu ne perhiz bu ne lahana turşusu durumu ile karşı karşıyayız) bu direnişin hala iki üç ağaç için yapıldığını sanmasını normal karşılamak lazım. Bir akıl ve algı tutulması yaşadıkları kesin.

Hükümet: Bu olayların bu kadar büyümesinde başbakanın verdiği demeçlerin önemli rolü vardı. Üstelik idari mahkemenin çıkardığı yürütmeyi durdurma kararını kullanıp politik açıdan yara almadan bu olaylardan sıyrılma imkanı varken başbakanın çapulcu söylemi ve Topçu Kışlası ısrarı direnişi körükledi. Kriz bir türlü yönetilemedi. Bence en büyük sebep neyle karşılaştıklarını anlayamamaları oldu. İş başbakanın halkını kendisine oy verenlerle tehdit etmesine kadar vardı ki bu seçmenlerine karşı da bir ayıptı.

Medya: Bir şekilde hükümet ile göbek bağı olan (hem olumlu hem de olumsuz anlamda) iş adamlarımıza ait medya kuruluşları ilk üç gün üç maymunu oynadılar. Sadece bir iki kanal olayları canlı olarak verdi. Direnişçiler ise sosyal medyaya yüklendiler. Dolayısıyla sosyal medyada bir haber kirliliği de yaşandı (Üniversite mezunu arkadaşlarımdan bazıları direniş devam ederse 48 saat içinde hükümet düşecek haberini bile retweet etmişler. Tabi insanlar çok gergin olduğundan bunları anlayabiliyorum yine de internetten her geleni filtreden geçirmek lazım). Bir şekilde basına sansür uygulandı ya da kendileri oto sansür uyguladılar. İki kuru özürle bu leke üzerlerinden kalkmaz. Gönül ister ki medya işiyle uğraşan başka iş yapmasın. Ne o öyle otelim var, lokantam var, bankam var bir de yanında bunların reklamını yapacağım gazetemle televizyonum var.

Polis: Aşırı güç kullanımı ile olayların bu kadar büyümesindeki diğer baş aktör. Evet maaşlarını devletten alıyorlar, evet emir kulular ama unutmasınlar ki o maaşlar halkın vergileriyle ödeniyor. Çok merak ediyorum amirleri insanların gözünün içine biber gazı sıkın, cop ve sopalarınızla kafaları kırın, biber gazı atarken nişan alın mı diyorlardı? Yere düşmüş silahsız  ve tehlikesiz olduğu belli olan birini neden yerde tekmelersin, kafasında sopa kırarsın? Nasıl bir kin güdüyorsun bu halka karşı? Sözüm meclisten dışarı. Bütün polisi bu şekilde suçlamıyorum ama içlerindeki bu kafa yapısına sahip dengesizleri temizlemeleri şart. Sinek küçüktür ama çorbada mide bulandırır.

Sonuç: Derin (ya da başbakanın dediği gibi ileri) demokrasi adına güzel bir adım atıldı. Yan yana gelmez dediğimiz genç insanlar omuz omuza bir onur mücadelesi verdi. Kırık kalplerini yardımlaşarak onardılar. Haklı olduğuna inandıkları değerleri sonuna kadar savundular ve savunmaya da devam edecekler. Çünkü gücünü haklılığından alan insanlar asla mücadeleyi terk etmezler. Haklı millet olmadan güçlü devlet olmaz. Hepimizin amacı özgürce barış içinde yaşamak ve diğer yaşayanlara (diğer canlılar da dahil bu tanıma) yararlı olmak.

Share |