KAYI'NIN SEYİR DEFTERİ

03 Kasım 2008, Pazartesi

Pastırma

Ne de çok severim pastırmayı. Hele Pazar sabahları üzerine göz göz yumurta kırıp yemeye doyamam. Ama şu kokusu yok mu? İstediğiniz kadar çemenini ayıklayın,  günde üç kere duş alın nafile. Terleyince yine o koku. Üstelik  3-4 gün çıkmaz bedeninizden. Sırf bu yüzden çok sevmeme rağmen uzak dururum pastırmadan. Pastırma sıcaklarının yurdu etkilediği bu günlerde canım pastırma istiyor ama yiyemiyorum :).

Kasım ayı geldi ama pastırma sıcakları yüzünden hala atıma yazlık montla binebiliyorum. 29 Ekim günü Alp ile yaptığım Oylat gezisinin tadı damağımda kalmıştı. Cuma günü hava daha da güzeldi. İnsan bu havalarda kendini dışarı atmak istiyor. Ben de öğleden sonra  sahilde Bukefalos keyfi yaptım. Motora binmek için en güzel günler. Sonbahar güneşinin sıcak bir renk verdiği manzaralı yollarda motor kullanmak bana  keyif veriyor.

Hafta sonu uzun bisiklet turları yaptım. Üzerine de sahilde  banka uzanıp hayallere daldım. Bu sıralar kafamı oldukça meşgul eden derdime çare aradım. Baktım işin içinden çıkamıyorum kendimi müziğin ve  hayatın akışına bıraktım. Güneş kemiklerimi ısıttıkça problemler de buharlaştı gitti.

Bu arada yeni bir hobi edindim. Bisikletime kamera bağlayıp çekim yapıyorum. İlk çekimleri bu hafta sonu Ethemefendi inişi ve Bostancı - Dalyan arası gerçekleştirdim. Tekrar izlerken bazı yerlerde irkildim. Aman şuradan otomobil çıkıyor, kadın önüme atladı, yandan köpek çıktı... Sürerken hiç böyle hissetmemiştim halbuki. Kameranın büyüsü bu olsa gerek :).